Arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi kararı geriye etkili fesih niteliğinde olduğundan mahkemece davacılar ile davalılar ve dahili davalıların dava konusu payları gerçekte kimden satın aldıkları konusunda beyanları alınıp, bu hususta taraflara delilleri ibraz ettirilip toplandıktan ve sunulacak delillerin geçerliliği ile bağlayıcılığı denetlenip değerlendirildikten sonra, arsa sahiplerinin hissesini devralanlarla ilgili davanın tapuda pay devri arsa sahiplerince yapılmış olsa dahi kabulüne karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

arsa sahibi ile yüklenici davalı arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince inşaatın 2 yıl içerisinde bitirilmesi gerektiği halde zamanında teslim edilmediği gibi eksik ve kusurlu işlerin bulunduğunu, bir kısmının müvekkili tarafından yerine getirildiğini, davacının sözleşme gereği kendisine verilecek bazı daireleri diğer davacı oğluna devrettiğini ileri sürerek, eksik yapılan işlerin giderilmesi için davacılar tarafından yapılan 29.275.00 TL’nin harcanma tarihlerinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, eksik ve kusurlu yapılan işler nedeni ile dairelerde meydana gelen değer kaybının tespiti ile 5.000.00 TL’nin sözleşme dışında fazla yapılan 1 daire ve dükkan nedeniyle şimdilik 20.000.00 TL’nin, davalının sözleşmeyi zamamında ifa etmemesinden kaynaklı kira bedeli olarak 5.000.00 TL’nin, 07.10.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle eksik iş bedeli olark toplam 74.851.98 kira bedeli olarak toplam 23.500.00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

avanın sözleşmenin tarafı olan şirkete karşı açılması gerektiğini, davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, ifa imkansızlığı nedeniyle edimin ifasının gerçekleştirilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin yerine getirilmemesinde davalı şirketin kusurlu olduğu, davanın şirkete karşı açıldığının davacı yanca açıklandığı, gelinen aşamada husumetten red kararı verilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.000,00 TL için dava tarihi, 70.000,00 TL için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 78.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

yapılan düzenleme şeklindeki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, arsa sahiplerine ait dairelerin temel üstü ruhsatı tarihinden itibaren 36 ay içinde teslimi gerekmesine rağmen aradan geçen 13 yıla rağmen teslim edilmediğini, müvekkillerine ait dairelerdeki eksik ve kusurlu işlerin 2009 yılında mahkemece yapılan tespitte belirlendiğini ileri sürerek, davacılara ait dairelerin sözleşmeye göre eksik ve kusurlu imalatının davalılarca tamamlanmasına, aksi halde değerinin belirlenerek tahsiline, davacılara ait dairelerin sözleşmede belirlenen sürede teslim edilmemesi nedeniyle 14.08.2002 ile 02.07.2010 tarihleri arasındaki kira alacağı için şimdilik 30.000.00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar Yıldız ve Saliha vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar Yıldız ve Saliha vekili , davalı şirket temsilcisi Hasan ve vekili ile davacı vekilinin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, davalı şirket hakkında başlatılan icra takiplerinin kesinleştiğini, davalılar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, inşaat tamamlandığı halde, davalı yüklenici şirketin hak ettiği bağımsız bölümlerin tapularının, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla, arsa sahipleri tarafından yükleniciye devredilmediğini ileri sürerek, İİK’nın 94/2. maddesi gereğince aldığı yetki belgelerine dayanarak, dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptal edilerek, davalı şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.

kooperatifin 1996 yılında kurulduğunu ve yaklaşık 100 üyesinin olduğunu, dava dışı üyelerin şimdiye kadar 140.000,00 TL aidat ödediklerini, kooperatif kurucu ortakları dava dışı Nedim ve Muhammet’in kendilerine menfaat temin etme amacı ile davalı arsa sahipleri ile adi yazılı şekilde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, bu kişilerin asıl amaçlarının ortağı ve yetkilisi oldukları dava dışı O.. A.Ş. isimli yapımcı firmaya menfaat sağlamak olduğunu, müvekkili kooperatifin o dönemdeki yönetim kurulu başkanı Nedim ile dava dışı Muhammet ‘ın yaptığı sözleşmenin Kooperatifler Kanunu’nun 59/6. maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, bu kişilerin Kooperatifler Kanunu’na aykırı iş yapmaktan Konya 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce mahkum edildiklerini, haklarında zimmet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçundan dava açılıp, mahkumiyet kararı verildiğini, sözleşmenin resmi şekil şartlarına uyulmadan yapıldığı için BK’nın 213, MK’nın 706, Tapu Kanunu’nun 26. ve Noterlik Kanunu’nun 60. maddeleri uyarınca geçersiz olduğunu, sözleşme yapılması hususunda genel kurul kararı olmadığı gibi sonradan sözleşmenin onaylanması hususunda bir genel kurul kararı bulunmadığını, sözleşmede müvekkilini zarara sokacak hükümlere yer verildiğini, davalıların sebepsiz zenginleştiğini, fahiş oranda cezai şartlar kabul edildiğini, sözleşmede gabin durumu bulunduğunu ileri sürerek, sözleşmenin butlanla geçersizliğinin tespiti ile yeniden kurulmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın haksız ve kötüniyetli açıldığını, müvekkilleri tarafından davacı kooperatif aleyhine sözleşmedeki yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı takibe geçildiğini, itiraz üzerine açılan dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini, davacı kooperatifin borçlarını ödememek için bu davayı açtığını, sözleşme uyarınca inşaatın 2001 yılında bitirilmesi gerekmesine rağmen aradan geçen 15 yıla rağmen inşaatın bitirilemediğini, yaklaşık 8 yıl önce davacıya ihtarname keşide edildiğini, davacının sözleşmeden sonra ilgili Belediye Başkanlığı’ndan inşaat ruhsatı alıp diğer resmi işleri de yaptığını, yeni sözleşmenin yürürlüğe girdiğini ve bu sözleşmenin geçersizliğinin söz konusu olmadığını, davacı kooperatif yönetiminin 2007 yılından beri görevde olup, bu zamana kadar sözleşme şartlarına itirazları

Taraflar arasındaki Kat Karşılığı Sözleşmesi’nin geriye etkili olarak feshine karar verildiğine göre, tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre birbirlerine verdiklerini geri almaları gerekir. Sözleşmenin feshi davasında tapu iptali tescil kararı verilmekle arsa sahibi yükleniciye verdiği taşınmazını geri almıştır. Davacı yüklenici bu davada dava dilekçesinde açıklandığı şekilde arsa sahibine ödemeler yaptığını belirterek bu konularda istemde bulunduğuna göre, yüklenicinin bu istemlerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilip bir sonuca varılması gerekirken, yüklenicinin bu yönlere ilişkin isteminin de reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, dava konusu 18 no’lu dairenin davacı yüklenicinin hissesine isabet ettiği, davacı yüklenicinin inşaatı eksiksiz olarak tamamlayıp teslim borcu altına girdiği, ancak inşaatta eksik ve ayıplı işler bulunduğu, dava konusu 18 no’lu dairenin satış yetkisinin verilmesinin iskân ruhsatına bağlı olduğu ancak davacının tüm yükümlüğünü yerine getirmediği ve iskân ruhsatını almadığı bu nedenle dava konusu dairenin satış yetkisini isteme hakları doğmadığı, davalı arsa sahiplerince bu dairenin satışından elde edilen bedeli talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir….

Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacılar murisi Mehmet Ali Yıldız ile davalı kooperatif arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin usule uygun olarak düzenlendiği, inşaata da davalının savunmasında bildirdiği tarihten çok çok daha önce başlanmış olduğu, ancak, taraflar arasında belirlenen inşaat tamamlanma süresinin ziyadesiyle aşılmış olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede, bu süreden sonra emsal kira bedelinin cezai şart olarak ödeneceğinin hüküm altına alındığı, toplam cezai şart miktarı 779.759,40 TL ise de, davacı asilin yargılama süreci içerisinde vefat etmiş olduğu, geriye altı mirasçısının kaldığı, bunlardan dört kişinin davacı sıfatıyla yargılamaya devam ettikleri, toplam bulunan bedelin 4/6’sının değerlendirmeye alındığı, talep edilen cezai şart miktarının 20.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 20.000,00 TL cezai şartın davalıdan, dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara eşit olarak ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir…. Miras ortaklığını oluşturan mirasçılar, terekedeki malvarlığı değerleri üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hükümleri gereğince malik oldukları için, kural olarak tek başlarına veya birkaçı birlikte hareketle terekeye dahil hakkın biri üzerinde tasarrufta bulunamazlar. … Ne var ki kural, mirasçıların hep birlikte hareket etmeleri olmakla beraber, ortaklığı oluşturan mirasçılar arasında terekenin paylaşımı konusunda usulüne uygun düzenlenmiş bir taksim sözleşmesi bulunuyor ise, bu durumda, diğer mirasçıların katılımı aranmaksızın paylaşım sonucu mal/hak kendisine düşen mirasçı tek başına –veya diğer mirasçılar ile birlikte- dava açabilirler. Eş söyleyişle, mirasçılar arasında terekenin paylaşımı konusunda taksim sözleşmesi olması halinde mirasçıların her birinin kendi hakkı/alacağı için tek başına dava açmasında bir sakınca bulunmamaktadır