Dava, ihalenin feshi talebine ilişkindir.İhaleye konu taşınmazla ilgili olarak satış kararı, şartname ve satış ilanında 1.artırmanın 11.6.2014 günü 10:20-10:25 saatleri arasında, 2. ihalenin de …tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.Birinci artırmayla bağlı 2. artırmanın, usulünce yapılmış olması ihalenin geçerli hale gelmesini sağlamaz ve 2. artırma usulünce yapılsa dahi 1. artırmanın usulsüzlüğü doğal olarak ihalenin tümüyle geçersizliği sonucunu doğuracaktır

özelleştirme yöntemiyle yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonu tarafından verilen kararların Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile onaylanacağı ve Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun da kararlarını oybirliğiyle alacağı düzenlenmiştir. Davaya konu taşınmazın özelleştirilmesi amacıyla satışına ilişkin İhale Komisyonu Kararı da Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun oybirliği ile alacağı bir karar ile onaylanmadığı için kesinleşmediğinden dolayı taşınmazın özelleştirme suretiyle satışı da hukuken gerçekleşmemiştir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile onaylanmamış İhale Komisyonu Kararına konu satış ihalesinin 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iptali yolundaki 12.9.2017 tarihli Olur’un mevzuata uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

Özelleştirme, geçici teminatın irat kaydı, ihale, sözleşme,İhale şartnamesi alarak ihaleye katılan ve teklif sunan isteklilerin, katıldıkları ihalenin dokümanlarında yer alan şartları bilerek ve isteyerek ihaleye katıldıkları dikkate alındığında, anılan isteklilerin basiretli tacir gibi hareket ederek, ihale sürecinin uzayabileceğini, teklifleri geçerli kabul edilerek sözleşmeye davet edilmeleri hâlinde ihalenin yapıldığı tarihle sözleşme imzalamaya çağrıldıkları tarih arasında geçen süre içinde bazı şartların değişebileceğini hesaplamaları gerekmektedir.

imar mevzuatına aykırı yapılarla gecekondular için tespit işlemlerinin yapılacağı, bu tespit kapsamına, temel inşaatı tamamlanmış veya sömel betonları dökülmüş olmak kaydı ile Hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare etmekte olduğu arsa veya arazilerdeki inşaatına Kanunun 14 üncü maddesinin (f) fıkrasındaki tarihlerden önce başlanmış mesken, kısmen işyeri ve konut olarak kullanılan veya evvelce konut olarak kullanılıp sonra işyerine çevrilen gecekondular ile imar mevzuatına, ruhsat ve eklerine aykırı tüm yapıların dahil olduğu belirtilmiş; 10’uncu maddesinin (a) bendinde ise, ” Bu Kanun hükümlerine göre hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde, gecekondu sahiplerince yapılmış yapılar, 12 nci madde hükümlerine göre tespit ettirildikten sonra, kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yer hak sahibine tahsis edilir ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerek ilgilisine “Tapu Tahsis Belgesi” verilir. Tapu tahsis belgesi, ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil eder. Ancak Islah imar planı veya kadastro planları ile belirlenen alanlarda tapu tahsis belgesi yerine hak sahiplerine doğrudan tapuları verilebilir. ” hükmüne yer verilmiştir.

 özelleştirmeye konu taşınmazların ekspertiz değeri (proje geliştirme) yönteminin uygulanmasıyla bulunan değeri, ihaleye katılım, ihalede teklif edilen bedel ve ihale süreci birlikte değerlendirildiğinde, yukarıda anılan yasal düzenlemelere uygun olarak yapılan ihalede ve ihale sürecinin tamamlanmasına ilişkin dava konusu Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kararında hukuka aykırı bir yön bulunmamıştır.Öte yandan, davacı tarafından, davaya konu taşınmaz üzerinde, gar binası, belediye tarafından kullanılan ambar,  çalışanlarının konakladığı misafirhane binası bulunduğu, bu yapıların tarihi, kültürel değer taşıdığı ve taşınmazların ihtiyaç fazlası olmadığı iddia edilmiş ise de; davaya konu taşınmazların işletmecilik fazlası olarak  Yönetim Kurulu kararıyla değerlendirilmesine karar verildiği, tanıtım dokümanında ve değer tespit raporunda davaya konu taşınmazların boş olduğunun belirtildiği, tanıtım dokümanı ekinde yer alan fotoğraflarda da taşınmazların üzerinde herhangi bir yapı olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde bu yönüyle de bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

taşınmazın satışına ilişkin ihale komisyonu kararının, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun onayına sunulup, Kurul’un oybirliğiyle alacağı karardan sonra kesinleşeceği dikkate alındığında, özelleştirme uygulamalarında yetkili tek karar organı olan Kurul’un oybirliğiyle karar alamaması nedeniyle ihale komisyonu kararı kesinleşmediğinden, 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihalenin iptaline karar verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun ‘Ecrimisil ve tahliye’ başlıklı 75’inci maddesinde aynen “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz(1) malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.

ihalenin yapılması için Milli Emlak’a müracaat eden kişilerin ve ihaleye katılan kişilerin aynı kişiler olduğu, ihaleden sonra Valilik makamına dilekçe veren kişilerin yine bu kişiler ve yakın akrabaları olduğu, yöre halkında infial uyandıracak neden ve delil olmadığı, ihalede tarafsız davranılması gerekirken bu ilkenin gözetilmeksizin ihale kararının onaylanmamasının Anayasa ve İdare Hukuku’na egemen olan ilkelere aykırı olduğu, ita amirine tanınan takdir yetkisinin keyfi ve kendi yararına menfaat sağlayacak şekilde kullanılamayacağı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.