Suç yeri ile tabii hakim ilkesi de gözetildiğinde kamunun aradığı manada ciddi, yakın ve kamu emniyetini tehlikeye düşürecek bir durumun olduğuna dair somut verilerin bulunmadığı, ihtimale dayalı olarak naklin istendiği, muhtemel olayları Şırnak Emniyet Güçlerinin önlemeye yönelik imkanları da birlikte değerlendirildiğinde CMK’nın 19/2. maddesinin öngördüğü dava nakli şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, açıklanan nedenlerle kamu davasının başka bir yer Ağır Ceza Mahkemesine nakline ilişkin talebinin reddi gerekmiştir.

TTK’nın 1278. maddesi uyarınca sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurundan doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Fakat hiçbir halde sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kasdından veya aksi sözleşmede yazılı değil ise sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur değildir. Yine inşaat all risk sigortası genel şartları A.4. (ı) maddesi ile de malzemenin bozukluğundan, ayıbından veya kusurlu işçilik neticesinde olan hasarlar teminat dışı gösterilmiştir. Davalı vekili savunmasında aynı sebeplere değinmiş ve hasarın herhangi bir dış etki veya doğal afetten kaynaklanmadığını, ayıplı malzemenin ya da kusurlu işçiliğin söz konusu olduğunu iddia etmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. TTK’nın 1278. ve 1281/2. maddesi gereği hasarın teminat dışı bir halden vuku bulduğunu ispat yükü işbu davada davalı tarafın üzerinde ise de davalı taraf savunmasını ispata yarar herhangi bir delil sunmamıştır. Meydana gelen çökme sonrası alınan eksper raporu ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da hasarın hangi sebeple gerçekleşmiş olduğuna dair somut tespitler yapılmamış, varsayımsal olarak herhangi bir dış etki veya doğal afet olmaksızın gerçekleşen hasar işçilik ve malzeme kusuruna bağlanmıştır. Bu durumda, davalının savunması ispata muhtaç iken, olmayana ergi yöntemi kullanılarak hasarın işçilik veya malzeme hatasından kaynaklandığı sonucuna varılan ve bu yönüyle somut tespitler içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Satışın paydaşlar arasında yapılabilmesi için ya bütün paydaşların bu hususta anlaşması yada bu şekilde satış yapılmasının bütün paydaşların menfaatlerine daha uygun olduğunun tespiti gerekir. Zira paydaşlar arasında satışa karar verilmesi halinde mali durumu elverişli olmayan paydaşlar müzadeyeye katılamayacaklarından taşınmaz malın düşük bir bedelle mali durumu iyi olan paydaş tarafından satın alınması imkan dahiline girer. Bu mali durumu elverişli olmayan paydaşlar zararına sonuç doğurur. Sadece davacının isteği nazara alınarak bu yolda karar verilemez. İnceleme yapılarak satış şeklinin hangisinin paydaşların menfaatine olduğunun saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.

Maddi tazminat istemi ile açılan davada, ortaklığın satış suretiyle giderilmesi kararının infazı için görevlendirilen satış memurunun İİK m. 5 kapsamında bulunmadığı yönündeki karar; satış memurunun İİK m. 5 gereği icra dairesi görevlisi konumunda bulunduğu belirtilerek isabetsiz bulunmuştur. Davacının, ihale yöntemi ile satın aldığı taşınmazın gerçek yüz ölçümüyle tapu ve satış ilanındaki miktarın farklı olmasının anlaşılmasıyla İİK m. 5 kapsamındaki sorumluluğa dayanarak istediği maddi tazminata dair uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerektiğinden; mahkemece usulden ret kararı verilmesi bozmayı gerektirir.

Davalının taşınmazı satın alırken, üzerinde bulunan muhdesat ve ağaç bedelini ödeyip ödemediğinin duraksamasız olarak tespit edilerek, davalının ağaç ve muhdesat bedelini önceki malike ödeyerek taşınmazı satın almış ise davanın şimdiki gibi reddine aksi halde ağaçların ve muhdesatın bedelini ödemeden satın almış ise davalı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre elde ettiği kazanımı geri vermek zorunda bulunduğundan işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.