İhalenin feshi istemine yönelik şikayette, dairece, yetkisizlik kararı verilmesi üzerine yetkili mahkemeye gönderme talebinin, kararın verildiği tarihten (ihalenin feshine ilişkin şikayette verilen yetkisizlik kararı kesin nitelikte olduğundan) iki hafta süre içinde yapılmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Ancak AYM’nin HMK 20/1 hükmüne ilişkin iptal kararının, yürürlüğü ertelenmiş olsa da uygulanması gerekir; bu nedenle dairece verilen bozma kararı yerinde değildir.

Şikayet davası, ihale gününe ilişkin tebligatın usulüne uygun yapılmadığı iddiası ile ihalenin feshine ilişkindir. Satış ilanı tebligatının şikayetçiye, tebligat zarfı üzerine “Mernis adresi” yazılmak suretiyle Tebligat Kanunu’nun hangi maddesine göre tebliğ edileceği şerh edilmeden tebliğe çıkarıldığı “Adres kapalı olup evrak üzerinde gösterilen muhatabın Mernis adresine TK’nın 21. maddesine göre mahalle muhtarına teslim edildi, 2 no’lu haber kağıdı adresin kapısına yapıştırıldı” şerhiyle tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Daha önce bu adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ döndüğüne ilişkin dairemize gönderilen dosya içerisinde bir tebligat parçasına rastlanmadığı, şikayetçiye çıkarılan satış ilanı tebligatının bu haliyle TK 10/2 maddesine ve Tebligat Yönetmeliği’nin 16/2 maddesine aykırı olduğu ve bu haliyle TK’nın 21/2 maddesine uygun bir tebligatın bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca, muhatabın tevziat saatlerinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği hususunun TK’nın 21/1 ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi gereğince araştırılmadığı, tebligatın muhtara teslim edildiğinin muhataba haber verilmek üzere komşuya yöneticiye veya kapıcıya bildirilmediği anlaşıldığından dolayı da tebligat TK’nın 21/1, 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30 ve 35/1-f maddelerine göre usulsüzdür. Dairemizin süreklilik arz eden içtihatlarına göre, borçluya satış ilanının usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğundan mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.

Vekil tarafından sunulan şikayet dilekçesinde takipte borçlu olmayan şirketin ünvanı gösterilmiş ise de aynı vekilin şikayet dilekçesi ekinde sunulan vekaletnameden borçlu şirketin de vekili olduğu şikayet dilekçesinde doğru icra dosyasının bildirildiği, şikayetçi vekilinin duruşmadan önce HMK 124 kapsamında taraf değişikliği dilekçesi sunduğu ve duruşmada bu talebin yinelendiği, davalıların bu talebe bir itirazlarının olmadığı, şikayet dilekçesinde doğru icra dosyası bildirilmek kaydıyla, yargılama aşamasında HMK 124 gereği doğru tarafı bildirerek davaya dahil etmekte yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, kaldı ki Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre ihalenin feshi talebi medeni usul hukuku anlamında bir dava olmayıp şikayet niteliğindedir. Bu itibarla karşı tarafın yanlış gösterilmesi veya hiç bildirilmemiş olmasının sonuca etkisi yoktur. İcra hakimi şikayetle ilgili kişileri icra dosyasına göre saptama ve onları duruşmaya çağırıp görüşlerini alma ve varsa delillerini incelemekle yükümlüdür Bu durumda, işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Şikayetçi tarafından satış memurluğunca yapılan ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurulmasıyla açılan davada, 6100 sayılı HMK m. 322/2 gereğince paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması halinde hakimin satış için bir memur görevlendireceği, satışın İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca yapılacağı hükme bağlanmış olmakla, bu maddeye göre satış memurunun işlemlerine karşı şikayetleri inceleme görevi de onu tayin eden sulh hukuk mahkemesine ait olduğundan; mahkemece re’sen görevsizliğe karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesine gidilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

TTK’nin 55/b-l maddesinde başkalarının müşterilerinin söz konusu kişilerle olan sözleşmelerini ihlal etmeye yöneltmenin haksız rekabet teşkil edeceğinin düzenlendiği, hükmün lafzı dikkate alındığında burada geçen müşteri kavramına sağlayıcıların dahil olmadığı, WEHRLE’nin sağlayıcı konumunda olduğu, WEHRLE ile davacı arasındaki know-how sözleşmesini feshetmeye yöneltmenin m.55/b-l kapsamında bulunmadığı, WEHRLE’nin davacı ile arasındaki sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, WEHRLE tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kabul edilse dahi, davacının WEHRLE’nin sözleşmeyi feshetmesi konusunda davalı tarafından yöneltildiğini ispat edemediği, davalının TTK’nin 54/2 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil eden başka bir davranış gerçekleştirdiğinin de davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

Borçlu şirketin ihale yoluyla satışı yapılan taşınmazı ne zaman iktisap ettiğinin belirlenmesi, anılan taşınmazın en az iki yıl süreyle şirketin aktifinde olup olmadığının saptanması, borçlunun söz konusu taşınmazı, ticaretini yapmak amacıyla aktifinde bulundurup bulundurmadığının tespit edilmesi ve bu suretle 3065 sayılı Kanun’un 17/4-r maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, taşınmazın cebri icraya konu olduğu tarih itibariyle iki yıllık sürenin dolmadığı gerekçesi ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Borçlu tarafından feshi talep edilen satış ilanı tebligatında ”Muhatabın çarşıda olduğunu komşusu B.İ.’nin beyan etmesi üzerine tebligatın mahalle muhtarına teslim edildiği, haber kağıdının kapıya yapıştırıldığı, haber bırakılan komşu ismi yazılmadan imzadan imtina ettiği kaydı ile tebliğ edildiği görülmekte olup, haber verilen kişinin açık kimliğinin tebligattaki meşruhatta yazılmadığı, haber bırakılan komşu isminden imtina edilemeyeceği, bu haliyle, satış ilanı tebligatının TK’nın 21/1. maddesine aykırı tebliğ edilmekle usulsüz olduğu anlaşılmıştır.

Şirket, İİK 135’e dayalı olarak gönderilen tahliye emri kesinleştikten sonra, taşınmazda fuzuli şagil haline gelmiştir. Taşınmazı tahliye etmekten kaçındığı için yeni malik ihale alıcısının vekili tarafından açılan meni müdahale davasının kabulü doğru olmakla birlikte, mahkemenin gerekçesi doğru değildir. Davalardan biri hakkında verilecek karar diğer davayı doğrudan ilgilendirmektedir. Meni müdahale talebi kabul edildiğinde, kiracılığın tespiti davası ret olacaktır. Kiracı şirketin, yeni malikin kiracılığını tanıdığını ispatlayabilmesi halinde ise meni müdahale davasının reddi gerekecektir.

Satış ilanının tirajı yüksek gazetelerden birinde yayımlanmasına karar verildiği halde bu karara uyulmayarak 31.443 tirajlı bir gazetede ilan yapılmış olması satış kararına ve İİK’nın 114/2. maddesinde öngörülen yasal düzenlemeye uygun olmadığı için bu işlem başlı başına ihalenin feshi nedeni olduğundan mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken reddi isabetsiz olup, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.