idarelere ait Taşınmaz Satışının İptali Durumunda Damga Vergisi

Print Friendly, PDF & Email
Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2012
Dairesi 6
Dosya No 39800
Tutanak No 41197
Tutanak Tarihi 15.12.2015
Kararın Konusu Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

Taşınmaz satışı iptali sonrası Damga Vergisi kesintisi hakkında.

271 sayılı ilamın 2 nci maddesiyle; …….. Belediyesince gerçekleştirilen bir kısım taşınmaz satışı ihalelerine ilişkin ihale komisyonu kararlarından doğan damga vergilerinin kesilmemesi sonucu toplam …….. TL kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlu dilekçesinde:

1513 ada 6 parselin satışına dair kararın, sonradan iptal edildiği daha önce beyan edilmesine rağmen vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği gerekçesiyle tahsil edilmeyen damga sergisinin ödettirilmesine karar verildiğini, görülüyor ki uyuşmazlık, iptal edilen kağıdın damga vergisine konu olup olmadığı noktasından kaynaklandığını,

1- İptal edilen kağıdın damga vergisi ile ilgili mevcut bir yasal düzenleme yoktur. Bu noktada öncelikle damga vergisinde vergiyi doğuran olayın doğru tespit edilmesi gerekmektedir. Damga Nergisi Kanunu (DVK)nda vergiyi doğuran olay acısından açık bir hüküm mevcut değildir. Bu nedenle konuşla ilgili olarak Yargı ve Doktrin görüşlerine bakacak olursak:

A- Doktrin Görüşü: Damga vergisinin doğması için. kağıdın yazılıp imzalanması ve bir hususu ispat ya da belli etmek için ibraz edilebilecek nitelikte olması halinde damga vergisini doğuran olayın da meydana geldiği belirtilmektedir. (Kırman. 1007.12: Değer.2006.46: Karaaslan. Erişim 2010) Buna göre bu halde kağıtlar hukuken tekemmül etmiş olmakta ve bu kağıtlarda damga vergisi açısından vergi alacağı doğmaktadır. Bu özellikteki kağıtlar hukuk düzeninin tanıdığı, ispat yönünden geçerli belgelerdir. (Değer. 2006. 46)

B- Yargı Görüşü: İstikrar kazanan Danıştay kararlarında özetle; -Düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi olması için sadece yazılıp imzalanması yeterli olmayıp; aynı zamanda herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilme özelliğine sahip olması gerekir.

-Düzenlenen kağıt kullanılmayarak iade edildiğinde, artık bir hususu ispat etme niteliğini kaybeder.

– Bu durumda damga vergisi yükümlülüğünü doğuran bir belge niteliği kalmayan bu kağıt için ödenen damga vergisinin iadesi gerekir.

Görüldüğü üzere. Danıştay bu görüşünde, kağıdın iptal edildiğinde artık bir hususu ispat etme niteliği kalmadığından damga vergisine konu olamayacağını belirtmektedir. Bu görüş özellikle iptal edilen ihale kararlarına ilişkin damga vergisinde istikrarlı bir şekilde yinelendiğini,

Danıştay 9. D.’nin 22/01/1991 gün ve E.N. 1989/1470. K.N. 1991 113 sayılı kararı. Danışta) 7.D.’nin 22.03.1995 gün ve E.N. 1995 649. K.N. 1995’1 1 83 say ılı kararı. Danışta) 9. D.’nin 30/05/1996 gün ve E.N. 1996 623. K.N. 1996 2008 sayılı kararı. Danışta) 9. D.’nin 16/05/1996 tarih ve E.N. 1996-665. K.N. 1996/1761 sayılı kararı

Damga vergisine tabi olabilecek kağıdın özellikleri gözden kaçırılmamalıdır. Kanunun 1. maddesinde yapılan düzenlemeye göre buradaki “kağıtlar” teriminden, “yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak sureti ile düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler…” anlaşıldığını,

Dolayısıyla bir kağıdın damga vergisine konu edilebilmesi için Kanuna ekli 1 sayılı listede yer alması gerekli olmakla birlikte yeterli olmayıp, bu kağıtlar yazılıp imzalanmak suretiyle herhangi bir hususu ispat ve belli etmek üzere ibraz edilebilecek hale geldikleri takdirde verginin konusuna girmektedirler. Bu açıdan bakıldığında verginin doğabilmesi için öncelikle kağıdın herhangi bir hususu ispat ve belli etmek üzere ibra/ edilebilecek bir hale gelmesi esastır. Bu hale gelmesen kağıt verginin konusuna girmeyeceğinden vergiyi doğuran ola)dan bahsetmek de doğru değildir. Zira uygulamaya konulmaksızın iptal edilen kağıttan vergi alınması mantıksızdır. Nasıl ki. iptal edilen bir faturanın gerektirdiği KDV t) IV ve kazanç vergilerinin alınması söz konusu olmuyorsa, yürürlüğe konulmaksızın iptal edilen kağıttan da damga vergisi alınmamalıydı,

Yasanın ekli (1) sayılı tablosunda yer alan bir kağıdın düzenlenmiş bulunması tek başına vergiyi doğuran olayın teşekkül ettiğini göstermemelidir. Dolayısıyla bir kağıdın damga vergisine konu edilebilmesi için hukuki bir durumu ispat edecek nitelikte olması, yani bir hüküm ifade etmesi gerekir. Sadece bu nitelikli bir kağıt verginin konusuna girebilir ve de bu nitelikli bir kağıdın düzenlenmesi vergiyi doğurabileceğini,

Nitekim Maliye Bakanlığı tarafından verilen bir muktezada (T.C. GİB. İVDB. 18.01.2007) şu ifadeler yer almaktadır: “Bu çerçevede, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi kağıtların tanzimi ve imzalanması sureti ile arzu edilen hukuki işlemin teşekkül ve tekemmül etmiş olması şartına bağlı bulunmaktadır. Bu itibarla, damga vergisinde vergi alacağının doğması için kağıda bağlanmış olan hukuki işlemin eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması ve kağıdın bir hususu ispat veya belli etmesi açısından hüküm ifade etme mahiyetini iktisap etmesi gerekmektedir”. Görüldüğü üzere. İdare bu muktezasında gerçekten de doğru bir yaklaşım sergileyerek, damga vergisinin doğması için sadece kağıdın düzenlenmesinin yeterli bulunmadığını aynı zamanda taraflarının kağıda yansıttıkları iradelerinin de gerçekleşmiş olması şartının aranması gereğine işaret ettiğini,

Netice olarak bir kağıda bağlanan işlemin hukuken tekemmülü tamamlanmadığı sürece, bu kağıdın damga vergisi açısından bir hususu belli veya ispat etmek için ibraz edilebilirlik özelliğinin varlığından bahsedilemeyeceğini,

Dolayısıyla sözleşmenin iptal edilmesi, teminat mektubunun iade edilmesi, ihale kararının onaylanmaması veya iptal edilmesi gibi durumlarda bu belgeler bir hususu ispat etmek niteliğini kaybettiğinden ortada damga vergisi yükümlüğünü doğuracak nitelikte bir belge kalmadığını, Diğer bir deyişle iptal edilen bir kağıt herhangi bir husus ispat edemeyeceği gibi fiilen de hukuken de yoktur. Var olmayan bu kağıda dayalı bir vergi salınmaması ya da alınan verginin iade edilmesi gerektiğini,

Sonuç olarak; Yasaya göre damga vergisi açısından kağıdın varlığı asıl olmakla birlikte bu kağıdın bir hususu belli veya ispat etme vasfını taşıması gerekir. Nitekim bir kağıda bağlanan işlem hukuken tamamlanmıyorsa bu kağıdın bir hususu belli veya ispat etme vasfından bahsedilemeyeceğinden, damga vergisi açısından vergiyi doğuran olay meydana gelmeyeceğini,

11- Temyize konu ilamın 1.sırasında belediye gayrimenkullerinin satışı üzerinden tahakkuk ettirilmeyen KDV incelenmiş ve hüküm sonuç bölümünde “tahakkuku yapılmayan söz konusu katma değer vergisi ….. Belediyesi bütçesi ile doğrudan ilişkili olmadığından ve konu Maliye Bakanlığınca değerlendirilip gereği yapılacağından, bu satış işlemleri dolayısıyla Denetçisince kamu zararı olarak hesap edilen ………. TL için ……. Belediyesi bakımından ilişilecek bir husus bulunmadığına” karar verildiğini,

Söz konusu ilamın 1. Sırasında Katma değer vergisi. 2.sırasında da damga vergisi incelenmiştir. Her ikisi de vergi olup belediye geliri olmayan belediyelerce tahsili sonrasında beyanname yoluyla ilgili vergi dairesine eklenerek Hazineye intikali sağlandığından, tahsil edilmemesi halinde …….. Belediyesi açısından doğrudan kamu zararı oluşturmadığını,

Hal böyle iken ilamın 1.maddesinde KDV konusunda bu durum kabul edilmiş. 2.maddesinde ki yine bir vergi olan DV konusunda farklı bir hüküm tesis edilmiştir. Damga vergisi d. katma değer vergisi ile aynı statüde olup aralarında hiçbir fark yoktur, Dolayısıyla yukarıda arz ettiğim temyiz sebeplerim kabul görmese bile salt bu maddede belirtilen sebeple söz konusu ilamın 2.maddesinin kaldırılması talep etmektedir.

Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:

“Dairesince, taşınmazın satışına ilişkin ihale kararı sonrası, ilgili taşınmazın diğer hissedarlarından devir işleminin tamamlanamaması sebebiyle Encümen Kararı ile iptal edilen satış işlemine konu Damga Vergisinin tahsil edilmemesi hususu kamu zararı olarak görülerek tazminine hükmolunduğu görülmektedir. Savunma yerindedir. Kabul olunarak ilgili uhdesinden tazmin hükmünün kaldırılması uygun mütalaa edilmektedir.” Denilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

Sorumlu dilekçesinde iptal edilen satış işlemi dolayısıyla artık buna ilişkin kâğıdında damga vergisi konusu olmayacağı ve KDV ile ilgili konunun ilamda beraet ettiği damga vergisinin de aynı mahiyette olduğu bu konunun da beraet etmesi gerektiğini belirtmiştir.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde bu Kanun’a ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu ve bu Kanun’daki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade ettiği, 3’üncü maddesinde; damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği; 14’üncü maddesinde ise, kağıtların damga vergisinin bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarda alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bahse konu Kanuna ekli (I) Sayılı Tablo uyarınca, ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları üzerinden (binde 4,95) oranında damga vergisi doğmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun (DVK) 1. maddesinde; “Bu Kanun’a ekli “1” sayılı tabloda yazılı kağıtlar damga vergisine tabidir.” hükmü yer almaktadır. “Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade eder.” denilmiştir. Buna göre; damga vergisinin konusunu kağıtlar oluşturduğundan, bu kağıtların düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olay meydana gelmiş olur. Bir başka deyişle, bir kağıdın damga vergisine tabi tutulabilmesi için kağıdın hukuken tekemmül etmiş ve herhangi bir hususu ispat veya belli edecek nitelik kazanmış olması yeterlidir. İmzalanmak suretiyle tekemmül eden bir kağıdın bilahare hükmünden istifade edilmemiş olması, söz konusu kağıdın bir hususu ispat veya belli edebilecek bir belge olma vasfını ortadan kaldırmayacaktır.

Ayrıca KDV ile DV birbirinden farklı mevzuata tabi ve vergiyi doğuran olaydan konusuna, mükellefiyete birçok farklılık gösteren vergilerdir. Dolayısıyla bu iki vergiyi birbiriyle kıyaslamak KDV konusunun beraat etmesi DV konusunun da beraat etmesi gerektiği sonucunu doğurmaz.

Anılan hükümler uyarınca, belediyelerin yetkili organlarınca verilen her türlü ihale kararları üzerinden (binde 4,95) oranında damga vergisi kesilmesi gerekmektedir.

Ayrıca kamu zararı tutarı olan ………. TL’nin ………. TL’si rapor aşamasında tahsil edilmiştir.

Bu itibarla; Damga Vergisi Kanun’unda belirtilen kağıtların yazılıp imzalanmasıyla vergiyi doğuran olay gerçekleşmekte olup damga vergisine tabi bir kağıdın hükmünün sonradan iptal edilmesi, iptal işlemi bu kağıdın herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilme vasfını etkilemediğinden, vergiyi ortadan kaldırmadığı 6.Daire tarafından 271 sayılı ilamın 2 nci maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

( .Daire Başkanı ……….., ile Üyeler ….ve ……….’in Emlak Müdürlüğünde görev yapan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin sorumlu olmaması gerektiği 2886 sayılı Kanuna dayalı bir satış işlemine ilişkin Damga Vergisinin tazmin konusu olduğu bu konuda tahsilatı yapmaya görevli olanların tespit edilmesinin gerektiği gerekçesiyle verilen kararın bozularak daireye gönderilmesine,

………….’ın; “Dairesince, …………. Belediyesince gerçekleştirilen taşınmazın satışına ilişkin ihale kararı sonrası, ilgili taşınmazın diğer hissedarlarından devir işleminin tamamlanamaması sebebiyle Encümen Kararı ile iptal edilen satış işlemine konu Damga Vergisinin tahsil edilmemesi hususu kamu zararı olarak görülerek tazminine hükmolunduğu görülmektedir.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1’inci maddesinde bu Kanun’a ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu ve bu Kanun’daki “kağıtlar” teriminin, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade ettiği, 3’üncü maddesinde; damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği; 14’üncü maddesinde ise, kağıtların damga vergisinin bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarda alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bahse konu Kanuna ekli (I) Sayılı Tablo uyarınca, ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararları üzerinden (binde 4,95) oranında damga vergisi doğmaktadır.

Bir kağıdın damga vergisine tabi tutulabilmesi için kağıdın hukuken tekemmül etmiş ve herhangi bir hususu ispat veya belli edecek nitelik kazanmış olması yeterlidir. İmzalanmak suretiyle tekemmül eden bir kağıdın bilahare hükmünden istifade edilmemiş olması, söz konusu kağıdın bir hususu ispat veya belli edebilecek bir belge olma vasfını ortadan kaldırmayacaktır.

Söz konusu satış ihalesi 16.05.2012 tarihinde yapılmış ve ihale kararı; gereği için Emlak ve İstimlak Müdürlüğüne, bilgi için Mali Hizmetler Müdürlüğüne gönderilmiş ve ita amiri tarafından onaylanmış olmasına rağmen, bu ihale kararı tutarı üzerinden ………..TL.lik Damga Vergisi kesintisinin yapılmadığı anlaşılmıştır.

İhale kararlarında vergiyi doğuran olay, kararın onaylandığı anda meydana gelmiş olur. Bununla birlikte, yükleniciye tebliğ edilmedikçe onaylanmış ihale kararına ait damga vergisi mükellefiyetinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı da açıktır.

488 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinde, “Resmi dairelerin ilgili memurlarının kendilerine ibraz edilen kağıtların damga vergisini aramaya mecbur oldukları” ifade edilmektedir. Bu aşamada sorumluluk ilgili memurlara aittir.

Ancak; söz konusu taşınmazın satışına ilişkin ihale kararı sonrası, söz konusu damga vergisi tahsil edilmemiş; bilahare, ilgili taşınmazın diğer hissedarlarından devir işleminin tamamlanamaması sebebiyle 05.03.2013 tarihli Encümen Kararı ile satış işlemi iptal edilmiştir.

Danıştay’ın, düzenlenen kağıtların damga vergisine tabi olması için sadece yazılıp imzalanması yeterli olmayıp; aynı zamanda herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilme özelliğine sahip olması gerektiği, düzenlenen kağıt kullanılmayarak iptal edildiğinde, artık bir hususu ispat etme niteliğini kaybedeceğinden, bu durumda damga vergisi yükümlülüğünü doğuran bir belge niteliği kalmayan bu kağıt için ödenen damga vergisinin iadesi gerektiği yönünde istikrar kazanmış kararları vardır.

Bu olayda ise, onaylanmış ihale kararının (her hangi bir nedenle) yükleniciye tebliğ edilmeden iptal edilmiş olması sebebiyle, vergi mükellefiyetinin ortadan kalkmış olacağı, bu aşamaya kadar alınmamış bir verginin artık alınamayacağı düşünülmektedir.

Bu itibarla, verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.” Şeklindeki azınlık görüşlerine karşı), oyçokluğuyla,

Share