mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde kesin hesabın çıkarılması hususu kendi görevleri dahilinde olmasına rağmen yetkili mercice görevlendirilecek heyetçe açıklanması gereğine değinilerek uyuşmazlık ortada bırakılmıştır. Bu haliyle raporun hükme dayanak alınamayacağı ve davalının tek taraflı yaptırdığı tespit raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken iş; mahallinde seçilecek uzman bilirkişilerle keşif yapmak ve tespit dosyasındaki belgeler de gözetilerek varsa ayıplı imalât bedelini yüklenici alacağından mahsupla sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

imzalanan sözleşme ile davacı yüklenici, davalıya ait villanın çatısının çelik çatı, vmzinc titanyum çinko, braas kiremit ve tamamlayıcı malzemelerle 115.000,00 TL+KDV bedelle yapımını üstlenmiştir. Davacı sözleşme uyarınca üzerine düşen işleri yaptığı gibi sözleşme dışı işler de yaptığını, toplam iş bedelinin 178.230,61 TL olduğunu, bundan 70.000,00 TL ödeme düşüldükten sonra 108.230,61 TL bakiye alacağının kaldığını iddia etmiş, davalı iş sahibi ise davacının üzerine düşen işi tam olarak yapmadığını, ayıplı ve eksik olarak yaptığını, ayıplı ve eksik işlerin üçüncü kişilere giderildiğini belirterek davanın reddini talep etmiş, mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alınarak sözleşmede kararlaştırılan KDV dahil toplam iş bedeli 135.700,00 TL’den, hatalı ve kusurlu imalât için takdir edilen %15 nefaset kesintisi karşılığı 20.355,00 TL ile 70.000,00 TL ödeme düşülerek 45.345,00 TL’ye hükmedildiği anlaşılmış ise de; mahkemece davacının sözleşme dışı iş yaptığına dair iddiasının değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Bilirkişilerin gerek asıl gerekse de ek raporda, davacının tek taraflı olarak düzenlediği “Toplam Çatı Maliyeti” başlıklı belgede yer alan 151.042,89 TL+KDV’ye göre de hesaplama yaptıkları, bu belgede yer alan sözleşme dışı işlerin davalı iş sahibinin bilgisi dahilinde yapıldığını belirttikleri anlaşılmıştır

gösterilen eseri reddetme hakkını kullanmadığı gibi kullanma hakkına da sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle; fiili olarak teslim alınarak kullanılan yolla ilgili sözleşme, şartname ve ekleriyle fen ve sanat kurallarına uygun olmayan kısımlar yönünden Borçlar Kanunu maddesi uyarınca ayıplı imalât nedeniyle indirilmesi gereken tespit edilerek, bunun iş bedelinden düşülmesinden sonra yükleniciye hakettiği iş bedelinin ödenmesine karar verilmesi yerine, imalât sırasında tutulan tek taraflı tutanaklar esas alınarak işin şartname ve standartlarına uygun yapılmadığından iş bedeli talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

düzenlemenin ikinci fıkrasında da, ayıbın ilk fıkrada gösterilen derecede önemli olmaması, başka bir anlatımla kullanılabilir ya da iş sahibinin red hakkını kullanamayacağı derecede az ayıplı olması halinde, iş sahibi eseri kabulden imtina edemezse de; iş bedelinden ayıp miktarında indirim ya da tamirat yapılmasını isteme hakkına sahiptir. Mahkemece yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişiler kurulu raporunda yüklenici tarafından yapılan imalâtın kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olduğuna dair bir belirlemeye yer verilmediği gibi yüklenici tarafından yapılan yol halihazırda kullanılmaya devam edilmektedir.

mahkemece yapılması gereken iş, çelik imalât ve gümrük işlemleri konusunda Yasanın maddesi uyarınca yeniden oluşturulacak uzman bilirkişilere inceleme yaptırılarak davacının kanıtlayabildiği tüm imalâtı ve davalının yaptığı ödemeleri saptamak, davacı alacağından ödemeleri mahsupla kesin hesap çıkartılmak suretiyle varsa davacının kalan alacağın hüküm altına almaktan ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan davacının tek taraflı düzenlediği faturalara ve defterlerine itibarla hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için, teklif ve sipariş onay belgeleri ile takibe dayanak yapılan üç adet faturanın birlikte değerlendirilmesi gerekir.iki adet sipariş onayı ve teklif belgesinde gösterilen işlere ilişkin olarak yüklenici tarafından takibe dayanak yapılan 3 adet fatura keşide edilmiştir. Davalı iş sahibi şirketin işin teslim edilmediği savunması bulunmadığı gibi aksine ayıplı imalât yapıldığı savunması bulunmaktadır. Bu durumda, işin teslim edildiğinin kabulü zorunlu olup, ayıplı imalât savunmasının kabul edilmediği karara karşı davalı iş sahibince temyiz yoluna başvurulmadığından akdî ilişkinin kanıtlandığı işler bakımından davacı yüklenicinin iş bedeline hak kazandığı faturalardan davalı tarafça onaylanmayan **** tarihli teklif haricinde kalan işler yönünden davacı yüklenicinin iş bedelinin ödenmesi gerektiği kabul edilmelidir. kalan kısmının ise, **** tarihli teklife dayandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı bu faturanın 15.300,00 Euro bedelli kısmı yönünden akdî ilişkiyi ispatlamış, kalan kısmı yönünden ise, akdî ilişkinin varlığı ispatlanamamıştır.mahkemece yapılacak iş, temyiz incelemesine konu edilen kararın davalı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle, bu kararda davalı aleyhine kesinleşen hususlar dikkate alınarak yüklenicinin**** tarih ve 6.112,00 Euro fatura yanında; **** tarih ve 23.642,00 Euro faturanın, 15.300,00 Euro tutarındaki kısmı ile ****tarih ve 5.772,50 Euro fatura olmak üzere toplam 27.184,50 Euro bakiye alacağının kaldığının kabul edilmesi, bu miktar alacağın ****tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizinin hesaplanması, belirlenen asıl alacak üzerinden hesaplanacak icra inkâr tazminatıyla birlikte hüküm altına alınmasından ibarettir

ikmâl inşaatı yapım işinde **** yılı sonu itibariyle sözleşme fiyatları ile 8.738.750,32 TL harcama yapıldığını ve 12 adet ara hakediş ile yükleniciye ödemelerin yapıldığını, işin hesap kesme hakedişi itibariyla gerçekleşme oranının %80,18 olduğunu, işin tamamlanabilmesi için Bölge Müdürlüğü tarafından Genel Müdürlükten süre uzatımı ve sarilendirme izni alındığını, verilen süre uzatım oluru ile kalan iş miktarı da göz önüne alınarak 13.02.2013 tarihine kadar yükleniciye süre verildiğini, dava konusu alacağın kaynaklandığı ihale konusu işte ağırlıklı olarak önceki ihale kapsamında asfalt betonu binder tabakası seviyesinde tamamlanan yol kesimlerinde asfalt betonu aşınma tabakasının teşkili ile binder ve aşınma seviyesinde açılan yol kesimlerindeki üst yapı bozulmaları ile yolun genelinde mevcut olan ve özellikle de banketlerle yol kesinlerindeki üst yapı bozulmaları ile yolun genelinde mevcut olan ve özellikle de banketlerle yol şeridi arasında kalan ve yol boyu devam eden çizgisel çatlakların onarımının hedeflendiğini, yüklenici firmanın **** yılı sonundaki son hakedişi ihtirazı kayıt koymak suretiyle imzaladığını, davalı firmanın ”Fiyat farkı ödemeleri ve Revize iş programı hakkında” konulu itiraz yazısının bölge müdürlüğü tarafından itirazın uygun bulunmadığı ve hakediş ödemelerinde bir değişiklik olmayacağı şeklinde cevap verildiğini, davalı yüklenicinin itirazının bölge müdürlüğü tarafndan kabul görmemesi üzerinde davalı şirketin ”Fesih Bildirimi” konulu yazısı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğinin bildirildiğini bunun üzerine yükleniciye bölge müdürlüğü tarafından 4735 sayılı Kamu Sözleşmeleri Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca tek taraflı fesih kararını ileri sürülen sebeplerle alamayacağının bildirildiğinin daha sonra eksikliklerin giderilmemesi üzerine … tarafından söz konusu iş hakkında sözleşmenin feshedildiğini belirterek imzalanan yapım sözleşmesinin feshi nedeniyle kesin teminatın güncelleme bedeli olan 788.390,02 TL’nin sözleşmenin feshedildiği

inşaat sözleşmesi uyarınca eksik ve ayıplı imalât bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı tarafça süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunulmadığı, yargılama aşamasında  sunulan dilekçede cevap dilekçesinin ıslah edildiği belirtilerek, zamanaşımı def’inde bulunulduğu, bu dilekçenin davacı vekiline  duruşmada tebliğ edildiği, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece bu dilekçeye karşı beyanda bulunmak üzere iki haftalık süre verildiği, davacı vekilince bu süre içerisinde sunulan dilekçede, zamanaşımı def’inin süresinde ileri sürülmemesi nedeniyle muvafakat etmedikleri ve davanın 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğundan henüz zamanaşımı süresinin dolmadığının belirtildiği anlaşılmıştır

Davada, eksik ve ayıplı iş bedeli ile gecikme cezasının davalıdan alınması ve tespit ve ihtar masraflarının tahsili istenmiş, mahkemece de 2. kez yapılan ıslah dilekçesi gözetilerek dava kabul edilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan kanun maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı iş sahibi vekili müvekkili apartman yönetimi ile davalı yüklenici arasında dış cephe yalıtımı yapılması hususunda sözleşme imzalandığını, davalının sözleşmede kararlaştırılan edimlerin bir kısmını yerine getirmediğini, bir kısmını ise eksik ve ayıplı olarak imal ettiğini, bu nedenle,,, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin dosyasında tespit yaptırıldığını, eksik ve kusurlu imalâtların tamamlanması

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı yüklenici tarafından düzenlenen taşeron kesin hakedişinin doğru olduğu kabul edilmiş, alacak-borç hesabı hakedişteki veriler ve kesintiler denetlenmeksizin aynen alınmak suretiyle yapılmıştır. Oysa bu hakedişte yalnızca davalı şirket adına atılmış imzalar mevcut olup, davacı taşeron …’nin imzası bulunmamaktadır. Davalı yüklenici tarafından tektaraflı çıkarılan ve davacı taşeron imzasını içermeyen taşeron kesin hakedişinin kesinleştiği ve davacı taşeronu bağladığı kabul edilemeyeceğinden kesin hesabın sözü edilen hakediş dayanak alınarak değil, mahallinde keşif ve ölçüm yapılarak teknik bilirkişi aracılığıyla çıkarılması gerekir. O halde mahkemece işin uzmanı teknik bilirkişi marifeti ile mahallinde keşif yapılarak davacı tarafından yapılan işler ve metrajları belirlenmeli, sözleşme birim fiyatlarıyla değerlendirilerek yapılan tüm işin bedeli bulunmalı, davalı işin ayıplı olması nedeniyle iş bedelinden 1.670,00 TL kesinti yapılması gerektiğini savunduğundan bu savunma üzerinde durularak işin ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, ayıplar nedeniyle bir kesinti yapılması gerekip gerekmediği, yapılacaksa miktarı belirlenmeli, belirlenen miktar düşülerek davacının hakettiği iş bedeli kesin olarak saptanmalıdır.

sözleşmenin 18. maddesinde sözleşme konusu iş için 5 yıllık garanti süresi kabul edilmiştir. Yüklenici, garanti vermekle iş sahibinin, açık ayıplar yönünden muayene ve süresinde ihbar yükümlülüğünü; gizli ayıplar yönünden de süresinde ihbar yükümlülüğünü kaldırmayı ve garanti süresi içerisindeki tüm ayıpları gidermeyi yüklenmiş olur. Davacı tarafından davalıya gönderilen 24.10.1997, 05.02.1998 ve 05.03.1998 tarihli yazılarla sözleşme konusu işe ilişkin ayıp bildiriminde bulunduğu gibi; ayıp bildiriminin de garanti süresi içinde yapılmış olduğu açıklıkla anlaşılmaktadır.

Düzenlenen raporlarda davacı idareye kurulu bulunan araç tanıma sistemi yazılımının üründen beklenilen faydayı vermediği, hatalı çalıştığı, sistemin kurulu olduğu bilgisayar üzerinde herhangi bir virüse rastlanmadığı, dolayısıyla yazılımın verimli olarak çalışmamasında bir kullanıcı hatasından da söz etmenin mümkün bulunmadığı, sistemin ayıplı olduğu, zararın yüklenici tarafından karşılanması gerektiği, bu miktarın sözleşme bedeli 70.700,00 TL olduğu ifade edilmiştir