mevzuat hükümleri çerçevesinde yasaklılık teyitlerinin hem şirketin yarıdan fazla hissesine sahip ortakları açısından hem de teklif mektubunu imzalamak suretiyle ihaleye katılan vekil ya da temsilciler açısından yapılacağının anlaşıldığı, başvuru sahibi isteklinin bir sermaye şirketi olduğu, söz konusu şirketi temsile yukarıda anılan gerçek kişinin münferiden yetkili durumda olduğunun görüldüğü, başvuruya konu ihalede teklif mektubunun ihale tarihi itibariyle ihalelere katılmaktan yasaklı durumda bulunan ortak ve şirketi temsile yetkili  tarafından imzalandığı tespitler

Sicil İzleme Dairesi Başkanlığı tarafından tutulan kayıtlara ilişkin yasaklı sorgulama bölümünde yapılan sorgulamada, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bildirim gereği ilk ihaleye katılma yasağının ..tarihinde başlayıp .. tarihinde sona erdiği, sona erme nedeninin “yargı kararı” olarak gösterildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bildirim gereği ikinci ihaleye katılma yasağının …tarihinde başlayıp … tarihinde sona erdiği, sona erme nedeninin “yanlış / hatalı kayıt” olarak gösterildiği, her bir kaydın bitiş ve yasaklılığın pasif duruma geçiriliş tarihinin de  …. tarihi olduğu, dolayısıyla başvuru sahibi isteklinin …. tarihinde yasaklılar listesinden çıkarıldığı, Kurul Kararı gereğince de haklarında kamu davası açılanların, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılıp katılamaması hususunun ilk derece mahkemesince verilecek hükme göre değerlendirilmesi gerektiği, bu itibarla Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile söz konusu istekli hakkında  verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ve mahkemece Kurumumuza gönderilen yazıda söz konusu kararda anılan kişi hakkında verilmiş belli bir süre ile kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı alındığı yönünde bir ifade bulunmadığı dikkate alındığında, adı geçen şahıs hakkında, ihaleye katılıma engel kamu davası veya yasaklama kararı bulunmadığı anlaşıldığından başvuru sahibinin iddialarının yerinde olduğu

4734 sayılı Kanun’un 58’inci maddesi kapsamında tesis edilen bir işlem olarak yasaklama kararının niteliği ve bu işlemin denetiminin Kanun’un 53’üncü maddesinde Kurum’un görev alanında sayılmadığı dikkate alındığında, başvuru sahibi hakkında tesis edilen yasaklama kararının kaldırılmasına ilişkin talebinin incelenmesi hususu bakımından Kurumun görev ve yetkisinin bulunmadığı, anılan karara karşı İdare Mahkemelerinde dava açılması gerektiği anlaşıldığından başvuru sahibi isteklinin haklarında tesis edilen yasaklama işleminin kaldırılması iddiasının görev yönünden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

dava konusu ihale sürecinde yasal dayanaklar hiçe sayılarak hukuksuz bir şekilde sonradan ihale evrakları tanzim edildiği ve geçersiz olan bu evraklar üzerinde, rekabet unsurları hiçe sayılarak, hileli bir şekilde, şartlı olarak ihalenin tek bir firmaya bırakıldığı, ihale kapsamı dışında da firma lehine imalatlar yaptırıldığı, davacı şirketin tüm bu hususlara iştirak ettiği ve maddî menfaat sağladığı” belirtilerek, 4735 sayılı Kanun’un 25, 26 ve 27. maddeleri uyarınca 2 yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanma kararı verildiği anlaşıldığından; idare mahkemesince, hangi eylemin işlendiğinin net olarak ortaya konulmadığı, gerekçesiz takdir yetkisi kullanılarak üst sınırdan ceza verildiği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, mahkeme kararının bozulması hakkında.

dava konusu düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlanmasını izleyen altmış gün içerisinde bu düzenlemenin iptali istemiyle dava açılmadığı, düzenlemede değişiklik yapılmasına ilişkin başvurunun 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesinde öngörülen altmış günlük sürenin geçmesinden sonra yapıldığı, ara kararına verilen cevaplardan dava konusu düzenlemenin davacıya uygulanmasına ilişkin herhangi bir uygulama işlemi de olmadığı sonucuna varıldığından, yasal dava açma süresinin geçmesinden sonra açılan davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı