Şikayetçi tarafça öncelikle emlak vergisinin ödenmesi gerektiği hususunun, şikayetçi lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu ve mahkemece bu yönden şikayetin kabulü gerektiği hususu hükmün gerekçesinde açıklandığına göre, şikayetçinin, öncelikle emlak vergisi ödenmeden taşınmazın tescil işleminin usulsüz olduğuna yönelik icra memur işlemi şikayetinde artık hukuki yararının kalmadığı gerekçesiyle, HMK’nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu sebebiyle şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, genel mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmamış ise de, hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesi suretiyle onanması gerekmiştir.

bağımsız bölümlerinin tapu kayıtlarına konulan haczin kaldırılması istenilmektedir. Dilekçenize istinaden yapılan inceleme ve Tapu Müdürlüğü ile yapılan yazışma neticesinde, müteahhit, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği arsa üzerine inşa etmiş olduğu meskenlere ortak olmaktadır. Kat irtifakını kurduktan sonra kendine düşen daireleri toprak sahibinden kendi adına geçirmemiş olduğundan arsa sahiplerinin isimleri tapu tescil kayıtlarında gözüktüğü bildirilmiştir. Bu nedenle müteahhit Z.A. ile müvekkilleriniz arasında kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereği 12 ve 13 nolu bağımsız bölümlerin tamamı arsa payı ve eklentileri ile birlikte müteahhit (Z.A.) adına bırakılmış olduğundan ve Z.A.’ın da Dairemize vadesi geçmiş vergi borcu bulunduğundan dolayı söz konusu vergi borcu ödenmeden, haczin kaldırılması mümkün değildir” denilmiştir.