İhalenin feshi istemiyle açılan davanın reddi hâlinde ihale bedelinin yüzde 10’u oranında para cezasına hükmedilmesi, alacaklının mülkiyet hakkının korunması bakımından elverişli bir araçtır. Haklı bir temeli bulunmadan açılan ihalenin feshi davası, son safhalarına gelen cebri icra sürecinin sürüncemede kalmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle kanun koyucunun bunu caydırmaya yönelik çeşitli mekanizmalar geliştirmesi doğaldır. Ancak bu çerçevede yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığının incelenmesi gerekir. Bu inceleme yapılırken alacaklının çıkarları ile ihalenin feshini talep eden başvurucunun menfaati arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğine bakılır

Print Friendly, PDF & Email

21/12/2018

BB 79/18

İhalenin Feshi Davası Sonunda Yüksek Miktarda Para Cezası Verilmesi Nedeniyle
Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 22/11/2018 tarihinde, Yıldız Eker (B. No: 2015/18872) başvurusunda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, 2017 yılında vefat eden A.E.E.’nin eşidir. A.E.E. 2009 yılında S.M. lehine 2011 yılı vadeli 200.000 TL bedelli bono düzenlemiştir. Alacaklı S.M. 2013 yılında başvurucunun eşi hakkında toplam 277.908,33 TL’lik kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmıştır. Takibin kesinleşmesi üzerine alacaklı S.M. başvurucunun eşi A.E.E. adına kayıtlı mesken nitelikli bağımsız bölümü haczetmiştir.

Başvurucu, 2014 yılında, taşınmazın eşi ve çocukları ile birlikte yaşadıkları konut niteliğinde olup haczedilemeyeceği gerekçesiyle İcra Hukuk Mahkemesine başvurmuş ancak Mahkeme, başvurucunun taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar vermiştir.

Alacaklı S.M.’nin hacizli taşınmazın satışını talep etmesi üzerine İcra Müdürlüğü bilirkişi aracılığıyla taşınmazın değerini 3.500.000 TL olarak belirlemiş, açık artırma ile yapılan ihale sonucu taşınmaz 1.758.000 TL bedelle üçüncü şahsa satılmıştır.

Başvurucu; taşınmazın satışının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ihalenin feshi (bozulması) talebinde bulunmuştur. İcra Hukuk Mahkemesi, yapılan ihalede bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve ihale bedeli olan 1.758.000 TL’nin yüzde 10’u oranında para cezasının (175.800 TL) başvurucudan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine karar vermiştir.

Temyiz edilen hüküm Yargıtay tarafından onanmış, karar düzeltme isteğinin de reddedilmesi üzerine başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur.

İddialar

Başvurucu, açmış olduğu ihalenin feshi davasının reddi ile birlikte ihale bedelinin yüzde 10’u oranında para cezasını Hazineye ödemekle yükümlü kılınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Somut olayda yargılamanın sonucunda maddi zorluk doğuracak şekilde para cezası uygulanmış olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

İhalenin feshi istemiyle açılan davanın reddi hâlinde ihale bedelinin yüzde 10’u oranında para cezasına hükmedilmesi, alacaklının mülkiyet hakkının korunması bakımından elverişli bir araçtır. Haklı bir temeli bulunmadan açılan ihalenin feshi davası, son safhalarına gelen cebri icra sürecinin sürüncemede kalmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle kanun koyucunun bunu caydırmaya yönelik çeşitli mekanizmalar geliştirmesi doğaldır. Ancak bu çerçevede yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığının incelenmesi gerekir. Bu inceleme yapılırken alacaklının çıkarları ile ihalenin feshini talep eden başvurucunun menfaati arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğine bakılır.

Bu kapsamda diğer hususların yanı sıra uygulanan para cezasının tutarı ve başvurucunun bu tutarı ödeme gücü de göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda başvurucunun, ev hanımı olması nedeniyle herhangi bir gelirinin bulunmadığını ileri sürdüğü, derece mahkemelerinin de bir tespit veya değerlendirme yapmadığının altı çizilmelidir. Üstelik borcun taşınmaza biçilen fiyat karşısında çok düşük kaldığı dikkate alındığında taşınmazın satışını engellemenin başvurucu açısından büyük bir kişisel öneme sahip olduğu vurgulanmalıdır.

Başvurucunun, taşınmazın aile konutu olduğunu belirterek haczin durdurulması için yargıya müracaat etmesine karşın bu isteği taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Aile konutu, Anayasa’da düzenlenen bir pozitif yükümlülük olan ailenin korunması ödevinin bir gereği olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’yla özel bir koruma mekanizmasına tabi kılınmıştır. Başvurucunun açtığı ihalenin feshi davasını aynı zamanda bu aile konutuna yönelik güvencelere dayandırdığının da göz ardı edilmemesi gerekir.

Öte yandan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda öngörülen para cezası ihalenin feshi isteğinin esastan reddedilmesi hâlinde doğrudan uygulanmaktadır. Kanun’da herhangi bir üst sınır öngörülmediği gibi derece mahkemelerinin somut durumun özelliklerini göz önünde tutmasını temin edecek bir esnekliğin sağlanmadığı ve hâkime herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı görülmektedir. Bu durum somut olay bakımından aile konutu iddiasını daha önceki safhalarda dava konusu etme imkânı bulunmayan başvurucuya ülke şartlarına göre oldukça yüksek olan para cezası uygulanması sonucunu doğurmuştur.

Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda alacaklının haklarının korunmasındaki yarar ile başvurucunun ihalenin feshini dava konusu edebilmesindeki menfaati arasında adil bir dengenin kurulamadığı, uygulanan para cezasının miktarının başvurucuya olağanın ötesinde bir zorluk yüklediği ve bu durumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı kanaatine varılmıştır.

Diğer taraftan somut başvuruda yargılamanın yenilenmesi imkânı bulunmamaktadır. Bu itibarla başvurucunun maddi zararının giderilmesi amacıyla Mahkemece düzenlenen harç tahsil müzekkeresinin ilgili vergi dairesince yerine getirilmesini önleyecek şekilde iptali ve ilgili kurumdan geri çekilmesi için kararın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

ihale hukuku
Tarih
ihale konusu
İhalenin feshi istemiyle açılan davanın reddi hâlinde ihale bedelinin yüzde 10’u oranında para cezasına hükmedilmesi, alacaklının mülkiyet hakkının korunması bakımından elverişli bir araçtır. Haklı bir temeli bulunmadan açılan ihalenin feshi davası, son safhalarına gelen cebri icra sürecinin sürüncemede kalmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle kanun koyucunun bunu caydırmaya yönelik çeşitli mekanizmalar geliştirmesi doğaldır. Ancak bu çerçevede yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığının incelenmesi gerekir. Bu inceleme yapılırken alacaklının çıkarları ile ihalenin feshini talep eden başvurucunun menfaati arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğine bakılır
Rating
51star1star1star1star1star
Share