personel çalıştırılmasına dayalı bir hizmet alımına ilişkin bir sözleşmenin bulunması gerekmektedir. Kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için 4734 Sayılı Kanuna tabi bir idarenin varlığı, ihalenin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımına ilişkin olması gerektiği açıktır. Nitekim 6552 Sayılı Kanunun 8. maddesi ile 4857 Sayılı İş Kanununun 112. maddesine ekleme yapılarak personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesi gerektiği düzenlenmiştir.

 4734 Kamu İhale Kanun ve 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu çerçevesinde Üretim Sonu Hizmetleri Sözleşmeleri yaptığını, Bu sözleşmeler devam ederken davalı firmanın bir kısım personelinin müvekkil şirkete yazılı müracaatla, Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur, Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri  İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluruna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.” hükmünü içeren 4857 Sayılı İş Kanunun 112. maddesinin 1 fıkrasını a ve b bentleri gereği Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı ve İzin Ücreti alacaklarının davalı firmaca ödenmediğinden bahisle bu alacaklarının müvekkili şirketçe Ödenmesini talep ettiklerini, bunun üzerine müvekkili şirketin davalı firmaya çektiği ihtarnamede, iş akdi feshedilen işçilerin kıdem tazminatlarını hesaplanarak tarafınızca ödenmesi, ödemenin yapıldığına dair evrakın ve idaremize sunulan iş kapsamında çalıştırılan işçilere ait işe giriş çıkış, yıllık izin ücreti vd. Bilgilerin yer aldığı özlük dosyalarının kamilen iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 iş günü içinde idaremize tebliğ edilmesi, aksi takdirde firmanızın idaremizdeki alacaklarından kesinti yapmak suretiyle ödemenin yapılacağı hususu. .”ihtar olunduğunu bu ihtarnameye mukabil cevap veren davalı firma “evrakları yetiştiremeyeceğini” beyandan öte tatmin edici bir cevap vermediğini, Davanın kabulüne, Müvekkili şirketçe davalı firma personeline ödenen 159.972,35 TL Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı ve İzin Ücretlerinin ödeme tarihi itibari ile işleyecek faizi ile birlikte davalı firmadan tahsiline, Muhakeme masrafı ve vekalet ücrctının karşı tarara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde, işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgelerinin de süresi içinde verilmiş sayılacağı düzenlemesine yer verildiği, davacının 07.01.2011 tarihinde ilk defa işyeri bildirgesi verdiği, davalı kurumun Mahkeme dosyasına sunduğu 17/10/2012 tarih, 18.22.075 sayılı yazı ve ekindeki listeden pek çok çalışanın bir aylık süre içerisinde işe giriş bildirgesinin verildiği anlaşıldığından, ayrıca işyerinde denetim yapan Müfettiş Özer Demirdizen’in 28.03.2012 tarih ve “28/04/2011 tarih, 2011/ÖD-75 sayılı rapora ektir” başlığını taşıyan yazılı beyanından da “………işyerinin kanun kapsamına alınış tarihinin 07/01/2011 olarak esas alınması”, “işçilerin işe giriş tarihlerinin raporda belirtilenden farklı olduğu, değiştirilen bu işe giriş tarihleri ve işyeri tescili sebebiyle işyerine 28/04/2011 tarih, 2011/ÖD-75 sayılı rapor ile uygulanan idari para cezalarının kaldırılmasının uygun olacağı” belirtildiğinden işçilere ait işe giriş bildirgelerini süresinde verilmediği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Davacı, alt işveren durumunda bulunan davalı … nin işçisi olarak diğer davalı …’na bağlı işyerlerinde temizlik işlerinde “şef” olarak çalışmaya başladığını, tüm çalışma süresi boyunca müvekkiline hiçbir şekilde fazla mesai ücreti ödenmediğini, iş akdini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, ödenmeyen kıdem tazminatı ve fazla mesai ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.