iskan almaya elverişli olmayan yapı için yüklenicinin iş bedeli olan tapuya hak kazanamayacağı
Devamı...

Kat Mülkiyeti Yasası'nın 28. maddesi "Yönetim planı yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini, yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler. Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir." Yönetim planında yer alacak/alabilecek hususlar bu şekilde hükme bağlanmıştır. Bunlar anagayrimenkulün yönetim tarzı, kullanma maksat ve şekli, yönetici ve denetçinin alacakları ücret ve yönetimle ilgili benzeri hususlardır. Fıkranın karşı anlamından çıkan sonuç ise, yönetim ile ilgili olmayan hususlara, örneğin bir veya birkaç kat malikine mülkiyet ve benzeri ayni hak sağlayıcı hükümlere yönetim planında yer verilemeyeceğidir.
Devamı...

Kat Mülkiyeti Yasasının 28. maddesi hükmüne göre yönetim planı anataşınmazın yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini ve yönetime ilişkin diğer hususları düzenleyen, bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir. Buna göre yönetim planı yöntemine uygun biçimde değiştirilmiş ya da iptal edilmiş olmadıkça, bu bağlamda hükümleri yasanın buyurucu kurallarına aykırı düşmedikçe, tüm kat malikleri ile onların haleflerini bağlar.
Devamı...

Apartmanı'nın önündeki bahçe yerinden ( 4,5 m2'lik giriş yolu hariç ) başlı başına yararlanma ve kullanma hakkı, 1 ve 2 nolu dükkanların maliklerine ve onların hukuki haleflerine tanınmıştır. 1 ve 2 nolu dükkanların kiraya verilmeleri halinde ise, bu bahçe yerinden kiracı yararlanır ve orayı kullanır" hükmü yer almaktadır
Devamı...

Kat Mülkiyeti Yasası'nın 66. maddesine göre, toplu yapı; bir veya birden çok imar parseli üzerinde, belli bir onaylı yerleşim planına uygun yapılmış veya yapılacak altyapı tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ile bunların yönetimi bakımından birbirleriyle bağlantılı birden çok yapıyı ifade eder.
Devamı...

Davacı vekili müvekkil ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının demir çelik madenlerinin satın alımı ile depolanması nedeniyle düzenlemiş olduğu 26 adet senedi davalı şirkete verdiğini, ancak 04.10.1991 tarihinde taraflar arasında bir protokol yapıldığını ve bütün senetlerin iptaline karar verildiğini, bu protokole rağmen davalı şirketin senetleri icra dairesine verdiğini ve müvekkili hakkında takip başlattığını, bu takip sırasında Pendik 1. İcra Dairesinin 1992/7621 talimat dosyasında Ballıca Köyü 249 parsel sayılı taşınmazda bulunan davacı hissesinin cebri icra ile satıldığını, davacının bahsi geçen senetlerden dolayı borcunun bulunmadığını ileri sürerek cebri icra yolu ile davalıya satılan hissenin iptali ve müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep
Devamı...

kur'a çekiminde adına isabet eden 2 ve 6 no'lu daireyi ana ve ek sözleşme gereği eksiksiz teslim aldım… Kooperatifi'nden geriye ve ileriye dönük hiçbir alacağım kalmamıştır." şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacılar vekilinden bu belgeye yönelik açıklama alınıp, belgenin dava konusu kira tazminatı ve cezai şart istemine etkisi konusunda tartışma ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belge üzerinde durulmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır…. Diğer yandan, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan borçlarda, yanlar arasında kesin bir vade kararlaştırılmamış ise, borçlunun dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan BK'nın 101. (TBK'nın 117.) madde hükmüne uygun şekilde temerrüde düşüldüğü tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülebilir. Bu tür bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için muaccel olması yeterli olmayıp, karşı tarafın ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. İşbu davanın konusu gecikme tazminatı olup, kira sözleşmesine dayalı kira alacakları için aylık kiranın tahakkukundan sonra takip eden aydan itibaren faiz yürütülmesi kuralının, tazminat alacaklarında uygulanması mümkün değildir. Somut olayda, davacılar vekilince, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL gecikme tazminatı talep edilmiş olup, 23.09.2013 tarihli ıslah dilekçesinde, gecikme tazminatı tutarı artırılmıştır. Buna göre mahkemece, davalının, gecikme tazminatı yönünden dava tarihinden önce BK'nın 101. maddesi hükmüne uygun olarak miktar ve süre içeren temerrüt ihtarı ile temerrüde düşürülmediği, 16.11.2015 tarihli ihtarnamenin BK'nın 101. maddesi hükmüne uygun olmadığı gözetilerek, kabulüne karar verilen alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden, kalan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de doğru olmamıştır….
Devamı...

Davacı şirket vekili, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği müvekkilinin inşaatı bitirip davalının dairelerini teslim etmesine rağmen davalının eksik işler bulunduğu gerekçesiyle  137 ada 6 parsel 2 ve 12 no'lu dairelerin tapusunu davacıya devretmediğini, sözleşmede dairelerin devredilmemesi halinde Bayındırlık Birim Fiyatlarının 3 katı cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, öncelikle 2 ve 12 no'lu dairelerin verilmemesi nedeniyle inşaatın bitirildiği yıl içindeki Bayındırlık Birim Fiyatlarının 3 katının davalıdan tahsili, bu talebin kabul edilmemesi halinde 2 ve 12 no'lu dairelerin tapularının davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, bilahare  havaleli dilekçesiyle ise, 12 no'lu bağımsız bölümün dava sırasında üçüncü kişi İ. D.'ın oğluna devredildiğini belirterek, öncelikle 2 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin inşaatın bitirildiği yıl içindeki Bayındırlık Birim Fiyatlarının 3 katı cezai şartın davalıdan tahsili, bu talep kabul edilmediği takdirde, 2 no'lu bağımsız bölümün davacı adına tesciline, dava sırasında devredilen 12 no'lu bağımsız bölümün HMK 125/1-b maddesi gereğince bedeli oranında tazminata hükmedilerek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile de dava değerini 55.000,00 TL artırarak 155.000,00 TL'ye çıkarmıştır.
Devamı...

Dava, İİK'nın 94/2. maddesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davalılardan yüklenici ile diğer davalıların murisi arsa sahibi arasında 12.03.2008 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi mevcuttur. Bu sözleşmeye göre, on adet daire ve bir adet dükkanın yükleniciye ait olacağı, bu bağımsız bölümlerin, imalat aşamasına göre yükleniciye ferağının yapılacağı, en son aşamada, sözleşme şartları tamamen yerine getirildiğinde kalan iki adet daire ve bir dükkan olmak üzere üç adet bağımsız bölümün ferağının verileceği ve yüklenicinin ön iskân iznini alacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, yüklenici, bu son üç adet bağımsız bölüme, ön iskan izni aldığında hak kazanacaktır. Yapılan yargılamada, bu son üç adet bağımsız bölümün devri koşulu olan ön iskân izninin henüz alınmadığı, bunun yanında, yüklenicinin aleyhine açılan Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/695 esas sayılı davada, arsa sahibi lehine gecikme tazminatına hükmedildiği ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Şu halde, 12.03.2008 günlü sözleşme uyarınca şartları oluşmadığından son üç adet bağımsız bölüm için tescil talebinin reddi gerekirken, tüm bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ve yüklenici adına tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Devamı...

Taraflar arasındaki tapu kaydında düzeltim davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolaı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalıyla müdahil vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Karar: Davacı vekili, dava dışı arsa sahibiyle davacı yüklenici arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak tapuya şerh edildiğini, ancak tapu görevlilerince haksız olarak terkin edildiğini ileri sürerek, sözleşmenin tapu kayıtlarına hükmen şerh edilmesini talep ve dava etmiştir.
Devamı...

YÜKLENİCİLERE DEVRİ GEREKEN DÖRT ADET BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN DEVREDİLDİĞİ 16.04.2007 TARİHİ İLE İHTARIN TEBLİĞ TARİHİ OLAN 31.03.2007 TARİHİ ARASINDAKİ SÜRE İÇİN BİLİRKİŞİLERDEN EK RAPOR ALINMAK SURETİYLE KİRA KAYBI HESAPLATTIRILARAK HÜKÜM ALTINA ALINMASI GEREKİR.
Devamı...

Bilindiği üzere,Türk Medeni Kanunun 684.maddesi hükmü gereği üst alta tabi olup,alta sahip olan kişi tamamlayıcı parçanında maliki sayılır. Bu durumda, taşınmazın, yukarıda açıklandığı biçimde ıslah imar planı sonucu malikhanesi açık olarak tescilinden sonra hükmen Hazine adına tescil edildiği, daha sonra Belediyeye devredildiği, davacının, Belediyeden satın alma yoluyla edindiği 9.7.2003 tarihinden itibaren taşınmazın üzerindeki binanın maliki durumuna geldiği, bu tarihten önce ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiği tarihte davacının, taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklananbir hakkının bulunmadığı tartışmasızdır.Öte yandan, binanın ruhsatsız ve kaçak yapılmış olması, davacının taşınmazda ve üzerinde yer alan binadaki mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz ve bundan kaynaklanan haklarının kullanmasına engel teşkil etmez.Kaçak yapılaşma olgusunun idari mercileri ve idari yaptırımı ilgilendireceğide kuşkusuzdur. Davacının yukarıda değinilen mülkiyet hakkınınkorunmasına ilişkin yargı kararıda kaçak yapıya meşruluk tanıması anlamında yorumlanamaz … O halde, davacının taşınmazda malik durumuna geldiği tarih gözetilerek ve 4.2.2008 tarihli bilirkişi raporunda da açıkca belirtildiği şekilde, taşınmazdaki binanın birinci bodrum katında yer alan çekişmeye konu bölümünü davalıların birlikte işyeri olarak kullandıkları belirlenmek suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların, bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. … Ancak; ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle hak sahibine ödemek zorunda kaldığı bir tür haksız fiil tazminatı niteliğinde bulunduğuna göre, davacının, taşınmazı kayden edindiği 9.7.2003 tarihinden itibaren dava tarihine kadar ki dönemi kapsar şekilde belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı olduğu üzere, davacının taşınmazda hak sahibi olmadığı dönemide içerir biçimde ecirimisilin hüküm altına alınmış olması doğru değildir. …
Devamı...

Arsa payının düzeltilmesi – kat mülkiyeti kurulması
Devamı...

Davacı, kayden paydaşı olduğu .. ada .. parsel sayılı taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendilerine isabet edecek dairelerle ilgili olarak kardeşleri ile taksim sözleşmesi yaptıklarını, buna göre 23 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın kendisine ait olacağını kabul ettiklerini, kardeşi olan davalı N..'ın da taksim sözleşmesini imzaladığını, daha sonra kendilerine isabet eden taşınmazlardaki elbirliği mülkiyetinin ferdi mülkiyete dönüştürülmesi için davalı N..'ın güvenilir kişi olduğunu, kendisinin de aynı kişiye vekalet vereceğini söylemesi neticesinde davalı B. G.'e vekalet verdiğini, bu davalının vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazı muvazaalı olarak davalı M.. D..'ya temlik ettiğini, ondan da yine muvazaalı olarak davalı N..'a satış gibi gösterilerek temlikinin yapıldığını ileri sürerek, hile, muvazaa ve vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebi ile tapu iptali ve tescil, olmazsa dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenecek değerinin yasal faizi ile birlikte davalı B. G.'den tazminini istemiştir. …
Devamı...

Mahkemece, bozma ilamına uyularak işin esası incelenip değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Zira, bozma ilamında vurgulandığı üzere davacı Hazine'nin T.M.K.'nun 1007.maddesi gereği sorumlu olacağı ve bu nedenle eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu açıktır…. Diğer taraftan, kat karşılığı inşaat sözleşmesi hükümleri irdelendiğinde; 7 sayılı parselde arsa maliklerine 5 ve 6 nolu bağımsız bölümler, 8 sayılı parselde arsa maliklerine 1, 3, 4, 7, 8, 9, 13 ve 14 nolu bağımsız bölümlerin bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yükleniciye isabet eden 7 sayılı parseldeki 2 ve 8 nolu bağımsız bölümler için kabul kararı verilmesi doğru olmadığı gibi arsa sahibine kaldığı anlaşılan 7 parseldeki 6 nolu bağımsız bölüm, 8 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümler hakkında da kabul kararı verilmemesi doğru değildir….
Devamı...

Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, dava dilekçesinin içeriğine göre, davacıların vekil kıldığı R..’ye, vekaletin veriliş sebebinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına ilişkin olduğu halde vekilin yetkisini aşmak suretiyle vekalet görevini kötüye kullanarak söz konusu temlikleri gerçekleştirdiği, davalı Rıza ile de vekilin el ve işbirliği içinde olduğu, diğer davalılar R..ve V..’nin vekil R..’nin anne ve babası oldukları ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilen ve bilmesi gereken konumda bulundukları, kendilerine yapılan temlikin de muvazaalı olduğu görülmekle asıl iddia olan vekalet görevinin kötüye kullanılması hususu dosya kapsamına göre belirlendiğinden davanın kabul edilmiş olması bu gerekçe ile doğrudur. O halde, davalıların temyiz itirazları bu nedenle yerinde değildir. Reddine. Davalıların aleyhindeki hükmün ONANMASINA,… Davacıların temyiz itirazlarına gelince; dava konusu edilen taşınmazların yargılama sırasında keşfen belirlenen ve çekişmeye konu edilen pay değeri üzerinden harcın hüküm altına alınması gerekirken yüksek miktarda harcın tahsiline karar verilmiş olması doğru değildir. Öte yandan, aynı şekilde belirlenen dava değeri üzerinden yargılama sırasında eksik harcın da ikmal edildiği gözetilerek davacılar yararına avukatlık parasına hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücreti takdiri isabetsiz olduğu gibi, davalıların harç, vekalet ücretinden ve yargılama giderinden sorumluluğunun müşterek ve müteselsilen olacağının karar yerinde belirtilmemiş olması da doğru değildir. …
Devamı...

Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde teslim edilmemesi nedeniyle kira tazminatı isteğinde bulunmuş, davalı; geç teslim olmadığını, satımın dar gelirli aileleri konut sahibi yapmaya yönelik olup taksit ödemelerinin dairenin tesliminden itibaren başlandığını, bu nedenle davacının bir hak kaybının olmadığını beyanla davanın reddini savunmuş ve mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 11.7.2006 tarihli sözleşmede dairenin 16 ay içerisinde teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Öyle ise mahkemece anılan sözleşmeye göre dairenin tesliminde gecikme olup olmadığı ve gecikmenin sabit olması durumunda ise gecikme süresi belirlenerek bu süreye ilişkin kira kaybına hükmedilmesi gerekirken aksine düşüncelerle ve yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Devamı...

dava konusu taşınmazın yer aldığı …, … Mah. 421. Pafta 1816 Ada 3 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmazın tapu kayıt maliki … olup arsa payı karşılığı konut inşaatı yapımı için 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51(g) maddesine göre 21.09.1993 tarihinde yapılan ihale sonucu dava dışı müteahhit … tarafından bina inşaa edilmiştir. İnşaat izni H:15.50 md. İrtifa olmasına rağmen yüklenici tarafından ruhsata aykırı olarak kaçak 4. normal kat yapıldığı bu nedenle 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesine göre yıkım kararı bulunduğu ve davacı tarafça dava konusu edilen 11. Nolu dairenin de kaçak konumunda olduğı anlaşılmaktadır.
Devamı...

Davacı, müteahhit olan davalılardan daire satın aldığını, zemin kattaki dairenin tapusu verildiği halde, bodrum kattaki dükkanın ortak alana dahil olduğunun anlaşıldığını, ayrıca dairenin bulunduğu apartmanın ortak alanlarında eksikler bulunduğunu öne sürerek, tapusu verilmeyen dükkan için 18.000 YTL. alanlardaki eksikler için 2.000 YTL.'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Devamı...

İMAR AFFI BAŞVURUSUNDA BULUNULMASI • GECEKONDU İÇİN VERİLEN TAPU TAHSİS BELGESİ
Devamı...

İnşaat Tamamlandığında Ayıplı veya Sözleşmeye Aykırı Şekilde Olacağının Belli Olmasına Rağmen Üçüncü Kişiye Yaptırılmasının Mümkün Olması
Devamı...

dava konusu 126 ada 31 parsel sayılı ana taşınmazda kat irtifakının kurularak bağımsız bölümler oluşturulduğu ve davacı dışında başkaca malikler bulunduğu anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri gereğince, kat irtifakı kurulan taşınmazlarda bağımsız bölümler kat irtifakı maliklerine ait olup ortak alanlarda ise bütün kat irtifakı maliklerinin payları bulunmaktadır. Başka bir anlatımla; taşınmazlardaki ortak bölümler müşterek mülkiyet hükümlerine tâbidir.
Devamı...

Dosya içindeki bilgi ve belgelerle, tapu kayıtlarının incelenmesinden; davaya konu sitenin birden fazla parsel üzerinde kurulu olduğu ve 5711 sayılı Kanunun 22. maddesi ile Kat Mülkiyeti Yasası'na eklenen 66. ve devamı maddelerinde düzenlenen Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümlere göre sitede henüz toplu yapı yönetimine geçilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerektiğinden görev hususu da genel hükümler çerçevesinde belirlenmelidir.
Devamı...

kat irtifakı kurulmuş olduğu, kat mülkiyetine geçilmediği ve yönetim planının gönderildiği, bu durumda, her bir parselin ayrı ayrı yönetim planlarının bulunduğu ve bu yönetim planlarında 2 ayrı parselden oluşan sitenin müşterek yönetimi ile ilgili olarak herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı, bu kapsamda yapılan değerlendirme ile söz konusu parsellerin herbirinde Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanması imkanının mevcut olduğu ve davanın söz konusu parseller için merkezi ısıtma sisteminin eski hale getirilmesi istemine ilişkin olduğu, anlaşılmıştır.
Devamı...

sözleşme gereğince ……….nın mantolama işinin yapılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, üzerinde kat mülkiyeti kurulduğu dosya kapsamına göre anlaşılan apartmanın (sitenin) sözleşmeye uygun olarak mantolama işi tamamlandığı halde, işin bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. Dava, bu bedelin tahisli için davacı şirketin yapttığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Borçlar Kanununun 355. maddesinde, istisna akdi; bir tarafın iş sahibi, diğer tarafın yüklenici konumunda olduğu ve bedel karşılığında bir şeyin imalinin yapılmasının sağlandığı sözleşme olarak tanımlanmıştır. Buna göre dava, 818 sayılı BK'nın 355. maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta, Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından kaynaklanmamaktadır. Bu halde; genel hükümlere göre çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
Devamı...

Anagayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınması" hükmüne, 16. maddesinde “Kat malikleri anagayrimenkulün bütün ortak yerlerine arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar.” hükmüne yer verilmiş, diğer yandan aynı Kanunun Ek madde 1. maddesi ile de “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir
Devamı...

Tapu Sicil Müdürlüğünde, üzerine kat mülkiyeti tesis edilmiş,…. (…) Mahallesi… ada 2 parsel sayısıyla kayıtlı taşınmazın ve bu taşınmaz üzerindeki, Kat Mülkiyeti Yasasına göre oluşmuş bağımsız bölümlerin, … A.O'dan 1994 yılında ayrı ayrı satın alındığı, öncesi incelendiğinde, tarla niteliğiyle kayıtlı olduğu ve orman sayılan yerlerden olmadığı halde, 1997 ilâ 2000 yılları arasında 81 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı,
Devamı...

ilân edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; bir örneği dosyada yer alan tahdit haritasında 1 ilâ 7 OS nolu orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan 11/02/2010 havale tarihli bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Tahdit haritası ile kroki çelişkili olup, mahkemece bu yön üzerinde durularak çelişki giderilmemiştir. Tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz
Devamı...

K. yol hudutları ile çevrili 210,00 m² yüzölçümünde ve ev (iki oda üst ve iki oda alt kat) niteliğiyle kayıtlı tapu kayıt örneğinin müvekkillerinin elinde olmasına rağmen söz konusu tapu kaydının nereye ait olduğunun tapu müdürlüğü tarafından gösterilmediği ve böyle bir tapu kaydının bulunmadığının ifade edildiğini belirterek B.. Köyü, Aşağı Mahalle Mevkiinde bulunan 21 Mayıs 1969 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının nereyi kapsadığının tespiti istemi
Devamı...

dava konusu ana taşınmazda kat irtifakının kurularak 41 adet bağımsız bölüm oluşturulduğu ve davacılar dışında başkaca malikler bulunduğu anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri gereğince, kat irtifakı kurulan taşınmazlarda bağımsız bölümler kat irtifakı maliklerine ait olup, ortak alanlarda ise bütün kat irtifakı maliklerinin payları bulunmaktadır. Başka bir anlatımla; taşınmazdaki ortak bölümler müşterek mülkiyet hükümlerine tâbidir. Bu nedenle, taşınmazdaki bazı bağımsız bölümlerin tahdit dışına çıkartılmış olması davacıların taleplerini tam olarak karşılamadığı gibi, esasen verilen kararın infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Zira, aynı taşınmazın hisseli olarak hem kişiler adına, hem de orman olarak Hazine adına kayıtlı olması sonucunu doğuracağından, karar bu hali ile infaza elverişli olmadığı gibi tapu sicil tekniğine de uygun değildir.
Devamı...

davalı taşınmazlarda davacıların sahibi olduğu bağımsız bölümlerin orman tahdit sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiş ise de, verilen karar yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, dava konusu 190 ada 1 parsel sayılı ana taşınmazda kat irtifakının kurularak 11 adet, dava konusu 191 ada 2 parsel sayılı ana taşınmazda ise kat irtifakının kurularak 10 adet bağımsız bölüm oluşturulduğu ve davacılar dışında başkaca malikler bulunduğu anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri gereğince, kat irtifakı kurulan taşınmazlarda bağımsız bölümler kat irtifakı maliklerine ait olup ortak alanlarda ise bütün kat irtifakı maliklerinin payları bulunmaktadır. Başka bir anlatımla; taşınmazlardaki ortak bölümler müşterek mülkiyet hükümlerine tâbidir. Bu nedenle, taşınmazlardaki bazı bağımsız bölümlerin tahdit dışına çıkartılmış olması davacıların taleplerini tam olarak karşılamadığı gibi, esasen verilen kararın infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Zira, aynı taşınmazın hisseli olarak hem kişiler adına, hem de orman olarak Hazine adına kayıtlı olması sonucunu doğuracağından karar bu hali ile infaza elverişli olmadığı gibi tapu sicil tekniğine de uygun değildir.
Devamı...

havale tarihli dilekçesi ile; … Köyü 278 ada 16 parsel sayılı taşınmaza ilişkin iki tane tapu kaydının mevcut olduğunu, bunlardan tesis tarihi Nisan 1308 olan tapunun malikinin müvekkillerinin murisi evvelleri … ile davalılardan…, … ve…'in miras bırakanı …'nin olduğunu, …'nin 1329 tarihinde ölümünden evvel müvekkillerinin murisi evvelleri …'ın bu taşınmazdaki hissesine karşılık iki taşınmazı … ye vererek taşınmazın tamamına sahip olduğunu, 70 yılı aşkın süreden beri taşınmazın müvekkillerince kullanıldığını, davalılar…, …ve …'in, …'nin hissesini 1942 yılında tapuda intikal yaptırdıklarını, …'nin ölümünden sonra müvekkillerinin murisi evvelleri …'ın taşınmazı 30 yıl malik sıfatıyla kullandığını, malik …'nin de ölümünden 20 yıldan fazla zaman geçtiğinden tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini, taşınmaza uyan tesis tarihi 1312 tasdiksiz yoklama olan diğer tapu kaydının maliklerinin ise diğer davalılar …ve … olduğunu, taşınmaza uyan bu iki tapudan tesis tarihi önce olan tapunun geçerli kabul edilmesi ve davalılar İsmail ve …in taşınmazda malik olmaması gerektiğini iddia ederek tespitin iptal edilerek taşınmazın tamamının veraset senedindeki hisseleri oranında müvekkilleri adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Devamı...

taşınmazlarda davacıların sahibi olduğu bağımsız bölümlerin orman tahdit sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiş ise de, verilen karar yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, dava konusu 190 ada 1 parsel sayılı ana taşınmazda kat irtifakının kurularak 11 adet, dava konusu 191 ada 2 parsel sayılı ana taşınmazda ise kat irtifakının kurularak 10 adet bağımsız bölüm oluşturulduğu ve davacılar dışında başkaca malikler bulunduğu anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri gereğince, kat irtifakı kurulan taşınmazlarda bağımsız bölümler kat irtifakı maliklerine ait olup ortak alanlarda ise bütün kat irtifakı maliklerinin payları bulunmaktadır. Başka bir anlatımla; taşınmazlardaki ortak bölümler müşterek mülkiyet hükümlerine tâbidir. Bu nedenle, taşınmazlardaki bazı bağımsız bölümlerin tahdit dışına çıkartılmış olması davacıların taleplerini tam olarak karşılamadığı gibi, esasen verilen kararın infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Zira, aynı taşınmazın hisseli olarak hem kişiler adına, hem de orman olarak Hazine adına kayıtlı olması sonucunu doğuracağından karar bu hali ile infaza elverişli olmadığı gibi tapu sicil tekniğine de uygun değildir.
Devamı...

dava konusu ana taşınmazda kat irtifakının kurularak 36 adet bağımsız bölüm oluşturulduğu ve davacılar dışında başkaca malikler bulunduğu anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri gereğince, kat irtifakı kurulan taşınmazlarda bağımsız bölümler kat irtifakı maliklerine ait olup ortak alanlarda ise bütün kat irtifakı maliklerinin payları bulunmaktadır. Başka bir anlatımla; taşınmazdaki ortak bölümler müşterek mülkiyet hükümlerine tâbidir. Bu nedenle, taşınmazdaki bazı bağımsız bölümlerin tahdit dışına çıkartılmış olması davacıların taleplerini tam olarak karşılamadığı gibi, esasen verilen kararın infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Zira, aynı taşınmazın hisseli olarak hem kişiler adına, hem de orman olarak Hazine adına kayıtlı olması sonucunu doğuracağından karar bu hali ile infaza elverişli olmadığı gibi tapu sicil tekniğine de uygun değildir.
Devamı...