Dövize endeksli sözleşmelerin yeniden uyarlanması hukuken mümkün müdür? Sözleşmelerin değişen koşullara uyarlanması eski Borçlar Kanunu’nda herhangi bir şekilde düzenlenmemişti. Bu dönemdeki yargı kararlarında öngörülemeyen nedenlerle sözleşmedeki dengenin bozulması durumunda sözleşmenin uyarlanmasının temelini Medeni Kanun’un 2. maddesinde yer alan “dürüstlük” kuralına dayanmaktaydı. Ancak 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi “aşırı ifa güçlüğü” nü düzenlemektedir. Madde uyarınca sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ise hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep hakkı mümkündür. Maddede sayılan şartların varlığı halinde aşır ifa güçlüğü nedeniyle sözleşme dengesini yeniden tesis etmek için sözleşme yeniden uyarlanabilir hatta sözleşmenin ayakta tutulması imkânsızsa hâkimin sözleşmeyi sona erdirmesi mümkündür. Maddede açıkça ifade edildiği üzere hüküm yabancı para borçlarında da uygulanır. Uyarlama için gerekli olan şartlar Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılması için aşağıda yer alan dört koşulun birlikte yer alması gerekmektedir: 1- Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır. 2- Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır. 3- Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır. 4- Borçlu borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Döviz kurundaki ani değişiklikler “öngörülemez” olarak kabul edilebilir mi? Bugüne değin Yargıtay ekonomik krizlerin ve kur değişimlerinin “öngörülebilir” olup olmadığıyla ilgili farklı karar vermektedir. Özellikle doktrinde çok eleştirilen 12.11.2014 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında; Türkiye’de meydana gelen ekonomik krizlerin ve kur artışlarının sıklığı, Türkiye ekonomisi dikkate alındığında öngörülebilir olduğuna hükmetmiştir. Bu nedenle dövize endeksli bir sözleşme imzalamayı kabul eden kişinin kurdaki dalgalanmaları da “öngörmesi” gerektiğini belirtmiştir. Karar doktrinde haklı olarak sıklıkla eleştirilmiştir. Zira döviz kurlarındaki ani değişim, özellikle son haftalarda yaşanılan yüksek artışı öngörülebilme olasılığı gerçekçi görünmemektedir. Ekonomik krizlerin ve kur artışlarının sıradanlaştırılması ve kabul edilmemesi Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesinde yer alan “yabancı para borçları” bakımından da uygulanabilir hükmünü ortadan kaldırmaktan başka bir durum yaratmamaktadır. Zaten son yaşanılan siyasi kriz sonrası kur değişimlerinin öngörülmesini basiretli tacirden bile beklemek hakkaniyete ve sözleşme dengesine hizmet etmeyecektir. Açılacak yeni uyarlama davalarında son günlerde meydana gelen döviz kurundaki dalgalanmaların mahkemelerce “öngörülemez” şartının yerine geldiği şeklinde değerlendirileceği yüksek ihtimaldir.]]>