O halde mahkemece yapılması gereken iş; içerisinde harita mühendisinin de bulunduğu HMK maddelerine uygun seçilecek uzman bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapmak, dosyaya sunulan projeyi mahalline uygulatmak, taraf itirazları da incelenerek davacının gerçekleştirdiği imalât metrajını hesaplatmak, bu metrajı sözleşme birim fiyatı olan 3,50 TL+KDV(%10) /m3 ile çarpmak ve böylece bulunacak toplam davacı alacağından, davalının kanıtlayabildiği 60.000,00 TL ödeme miktarı düşülerek sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan, eksik inceleme ile davanın kısmen kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur

kesin hesap,Taraflarca ittifakla hazırlanan kesin hesap mevcut olmadığından ve uyuşmazlık kesin hesaptan kaynaklandığından kesin hesabın mahkemece tayin olunacak konusunda uzman üç kişilik teknik bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile çıkartılması zorunludur. Mahkemce kesin hesap konusunda bilirkişiden rapor alınmadan yüklenicinin tek taraflı olarak düzenlediği kesin hesaba itibar edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, uzman bilirkişi aracılığıyla çıkartılacak kesin hesap sonucuna göre davadaki talepler değerlendirilmek suretiyle karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir

Davacı yüklenici şirket hakedişlerden tahsil etmediği alacakları olduğunu da iddia etmiştir. Dosyada bulunan ve itirazsız kesinleşen 8 adet hakedişten ödenmeyen iş bedeli varsa, davacı yüklenici şirket ödenmeyen hakediş bedellerinin tahsili isteminde haklıdır. Bu nedenlerle mahkemece yapılması gereken iş, gerekirse yerinde keşif yapılarak, konunun uzmanı inşaat mühendisi, makine mühendisi ve mali müşavirden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak, bilirkişi kurulu raporları arasındaki çelişkinin giderilmesinden, davacı yüklenici şirketin kesinleşen 8 adet hakediş nedeniyle ödenmeyen iş bedeli varsa miktarının açık şekilde belirlenmesinden, yukarıda açıklanan işlerin sözleşme dışı iş olarak kabul edilip, bunun dışında yüklenici tarafından yapılıp hakedişe girmeyen iş varsa bunların açık şekilde fazla iş sayılma nedenleri ile açıklanarak, fazla işlerin bedellerinin yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre hesaplanmasından, ödenmeyen hakedişlere girmeyen iş bedellerinin gösterilmesinden, sonucuna göre değerlendirme yapılıp hüküm oluşturulmasından ibarettir.

mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde kesin hesabın çıkarılması hususu kendi görevleri dahilinde olmasına rağmen yetkili mercice görevlendirilecek heyetçe açıklanması gereğine değinilerek uyuşmazlık ortada bırakılmıştır. Bu haliyle raporun hükme dayanak alınamayacağı ve davalının tek taraflı yaptırdığı tespit raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken iş; mahallinde seçilecek uzman bilirkişilerle keşif yapmak ve tespit dosyasındaki belgeler de gözetilerek varsa ayıplı imalât bedelini yüklenici alacağından mahsupla sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

hukuk mahkemesine yazılacak talimat (istinabe) yolu ile seçtirilecek aralarında kesin hesap uzmanı inşaat mühendisi bilirkişi ve mali müşavir bilirkişinin de bulunduğu uzman bilirkişiler kurulu aracılığıyla inceleme yaptırmak, davacının istek kalemleri tek tek açıklanmak suretiyle hesaplama yaptırmak, bilirkişiden mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınarak varsa yüklenici alacağını bulmak, varsa bundan davacının usulen kanıtlayabildiği tüm ödemeleri saptamak, saptanan ödeme tutarının mahsubuyla sonucuna uygun hüküm kurmak, hüküm kururken davalı idarenin harçtan muaf olmadığı gözetilerek davalı idareyi harçla sorumlu tutarak karar vermekten ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile ve HMK’nın 266. maddesi hükmüne aykırı şekilde çözümü hukuk dışında, teknik bilgiyi gerektiren konuda hukukçu bilirkişiler aracılığı ile rapor alınarak hükme varılması, usul ve yasaya aykırı olmuş kararın bozulması gerekmiştir.

Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri, sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek, iş sahibininse, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesi ile eserin bedelini ödemekten ibarettir. Yine aynı Yasa’nın 81. maddesi gereğince iş sahibinin işin yapılacağı yeri, işin yapılmasına elverişli ve sorunsuz olarak yükleniciye teslim etmesi, öncelikle ifası gereken borcu gereğidir. Diğer taraftan tazminat borcunun doğması için temel koşul kusur olduğundan, tazminat isteyen tarafın kusursuz olması kuraldır. Bu ilkelere göre somut olay değerlendirildiğinde alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre tarafların sözleşmenin feshinde, davacının sözleşme ve eklerine aykırı olarak iş yapmak, davalı iş sahibinin de uygun iş ortamını yaratmamak suretiyle ortak kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Burada açıklanması gereken önemli bir hususta feshin haksız olsa dahi tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracağından feshin geçersiz kılınamayacağı ve iş de tamamlanmadığından yükleniciye ifa değerini geçen tazminat isteme hakkının verilemeyeceğidir. Bu halde davacı yüklenici irat kaydedilemeyeceğinden teminat mektubunun iadesi, varsa sözleşme kapsamında hak edip ödenmeyen iş bedelinin tahsilini isteyebilir.

üçüncü bir teknik bilirkişi kurulundan sözleşme eki teknik şartnamede belirlenen ocak dışında daha yakın mesafeden taşınan kum ve çakıl miktarı nedeniyle ödenmesi gereken nakliye bedeli ile davacı idarenin ödediği nakliye bedelinin karşılaştırılması ve fazla ödeme iddiasının buna göre değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile sonuca gidilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.

 Altyapı inşaatları yapım işini üstlendiğini, düzenlenen 18 hakedişin taraflarca imzalandığını ve hakedişler uyarınca davalıya ödemeler yapıldığını, müfettiş raporu ile davalıya fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, müfettiş raporu doğrultusunda düzenlenen 19 nolu kesin hakedişe göre yüklenicinin 1.864.389,88 TL borçlu çıkartıldığını, bu nedenle eldeki davanın açıldığını belirtmiş, davalı yüklenici ise fazla ödeme iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yargılama sırasında iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alındığı, her iki heyetin de yaptıkları kesin hesap sonucunda yükleniciye fazla ödeme yapılmadığı kanaatini bildirdikleri anlaşılmıştır. Davacı idarenin fazla ödeme kalemlerinden birisi de kum-çakıl nakline ilişkindir. Müfettiş raporunda, ihaleden önce davalı yüklenicinin kum-çakıl alabileceği ocak olarak…belirlendiği, yükleniciye bu ocaktan malzeme aldığı gözetilerek hakedişlerle ödeme yapıldığı, ancak bu ocak dışında daha yakın ocakların olduğunun tespit edildiği, daha uzak ocak belirlenerek yüklenici lehine fazla nakliye bedeli ödenmesine sebebiyet verildiği belirtildiği gibi, yüklenicinin daha yakın ocaktan kum-çakıl almasına rağmen şartname ile belirlenen ….. Ocağı’ndan malzeme almış gibi göstererek de fazla ödemeye sebebiyet verildiği belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporları da gözetilerek yapılan yargılama sonunda, ….. Ocağı’nın ihaleden önce idare tarafından belirlendiği, firmaların buna göre teklif verdikleri, ihaleden sonra, belirlenen ocağın uzak olması nedeniyle daha yakın mesafedeki ocaklara göre nakliye bedelinin hesaplanmasının  sözleşme şartlarının tek taraflı olarak değiştirilmesi anlamına geleceğini, bu hususun sözleşme serbestisine aykırı olduğunu ve kabul edilemeyeceğini, ayrıca müfettiş raporunda yüklenicinin ..Ocağı’ndan malzeme almadığı halde buradan malzeme almış gibi göstererek fazla ödemeye sebebiyet verildiği belirtilmiş ise de bu hususun sadece tanık beyanları ile ispat edilemeyeceği belirterek müfettiş raporuna itibar edilmemesi görüşüne varılmıştır.raporun bölümünde daha yakın mesafelerden kum-çakıl taşındığı ileri sürüldüğü gibi raporun ilerleyen sayfalarında da buna dair ocak sahiplerinin beyanları dahil başka deliller de bulunduğu

aporda, batı duvarı için yapılan güçlendirme işlemlerinin yeterli olmadığı, bu duvarın bu haliyle de kullanılması durumunda öğrenciler için risk oluşturduğu belirtildiğinden, mahkemece bozmadan önce ikinci bilirkişi kurulunu oluşturan inşaat mühendisi bilirkişilerden bu duvarın yeniden yapımı için gerekli olan bedelin ayıbın ortaya çıktığı zamandaki serbest piyasa fiyatlarına göre hesaplattırılması için rapor alınması gerekirken, davacı idare tarafından tek taraflı olarak düzenlenen yaklaşık maliyette belirtilen bedele hükmedilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, yargılama aşamasında doğu duvarının davalı yüklenici tarafından yeniden inşa edildiği anlaşıldığından bu dava konusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu duvar için de davacı idare tarafından duvarın yeniden inşası için tespit edilen yaklaşık maliyet bedeline hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.