davada, ihale konusu teknolojik özellikli hangar kapısını yurtdışı firmadan döviz ile temin ettiğini, Mahkemenin Karar sayılı kararında kapı bedelinin 593.785,06 TL olduğunun belirlendiğini, bu bedelin 111.032,98 TL’lik kısmının dava yoluyla ancak  yasal faiziyle tahsil edebildiğini, idarenin geç ödemesi nedeniyle hangar kapısını döviz ile ithal etmekten kaynaklanan gerçek ithalat bedelini alamamaktan dolayı faizi aşan zararı bulunduğunu belirterek, munzam zararından şimdilik 10.000,00 TL’sinin tahsilini istemiş, daha sonra ise **** tarihinde harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile dava değerini 129.528,65 TL artırarak, 139.528,65 TL’ye çıkarmıştır. Davalı işsahibi idare ise, hangar kapı bedelinin kesinleşen ilâm ile faiziyle ödendiğini, davacı taleplerinin önceki davada hükme bağlandığından kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının ıslah talebi de dikkate alınarak davanın kabulü ile munzam zarar karşılığı 139.528,65 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, faizin 10.000,00 TL için dava tarihi, bakiyesi için ıslah tarihi olan **** tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmiştir. 

Akdin feshi halinde alacaklı aksi kararlaştırılmamışsa ** maddesi gereğince sadece menfi zararının tazminini isteyebilir. Menfi zarar, hüküm ifade ettiğine veya in’ikad edeceğine itimat edilen bir akdin hüküm ifade etmemesi veya in’ikad etmemesi yüzünden bu itimadın boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Akdin kurulması masrafları, damga pulu parası, noter harçları ve posta masrafları menfi zarar kapsamında olduğundan davacı idarenin buna yönelik taleplerinin kabulü gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.