Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.” hükmü getirilmiştir. O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptâl davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir. Hemen belirtmek gerekir ki aşırı yararlanma iddiasında öncelikle edimler arasındaki, aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir

sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan H.U.M.K.nın 287. maddesindeki delil sözleşmesi niteliğinde olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi yapılmış ise, delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden başka delil kabul olunmaz. Buna göre, taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerinde hasretmiş olurlar, yani taraflar, delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremezler

Sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen ve projenin davalıdan kaynaklanan nedenlerle … ‘nin uygun gördüğü şekillerde yapılmaması halinde durumun kendisine bildirimini müteakip belirtilen tarihten önce kendisine yapılan tüm ödemeleri geri vereceğine dair cezai şart koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, dosya kapsamına göre davalı taşeronun sözleşme kapsamındaki ediminin bir kısmını ifa ettiği ve yapılan işlerin … tarafından onaylandığı, fesihte davalının kusurlu olduğunu kabule elverişli kanıt bulunmadığı, anlaşıldığından mahkemece konunun uzmanı bilirkişi kurulundan rapor alınarak davalının yapmış olduğu işin bedeli saptamalı, çekişme konusu olmayan ödemeler düşülerek sonucuna göre bir karar verilmelidir

Dosyadaki ihale onay belgesinden yapılan işin 2 kalem tıbbi cihaz bakım, onarım hizmet alımı olduğu anlaşılmaktadır. Bu belge ihale yetkilisi olarak Başhekim Op.Dr…. tarafından imzalanmış,İcra takibine ilişkin dosyaya Baştabip tarafından yapılan itiraz dilekçesi başlığında … … Devlet Hastanesi Baştabipliği ibaresi yer almaktadır. … Devlet Hastanesi Baştabipliği’nin tüzel kişiliği bulunmadığından, yapılan tebligatların …’nı temsilen yapıldığı, ihale onay belgesinin de Baştabip tarafından bu sıfatla imzalandığı anlaşılmakta olup,davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA karar verilmiştir

Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşmenin varlığının sabit olması halinde, iş de yapılmış ise; ana kural sözleşme kapsamındaki işlerin bunu üstlenen yüklenici ya da taşeron tarafından yapılmış olmasıdır. Bunun aksini ileri süren iş sahibi, ya da taşeron-yüklenici ilişkisinde yüklenici, işin eksik bırakılıp kendisi veya temin ettiği başka biri tarafından yapılıp tamamlandığını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Somut olayda davalı vekili eksik imalâtların kendi elemanlarınca tamamlandığını ileri sürmekle birlikte bu savunmasını ispatlayacak delil sunmamıştır.

bazen sözleşmedeki edimin yerine getirilmesi edimin yok olması gibi maddi, sözleşme konu ¬sunu yapılamaz kılan hukuki veya ekonomik bir nedenle mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda ifa imkansızlığı gündeme gelmektedir. şžayet ifa imkansızlığı sadece söz -leşmenin tarafları bakımından değil, herkes için söz konusu ise, buna objektif imkansızlık, yalnız sözleşmenin tarafla ¬rından birinin tutumundan doğmuşsa buna da sübjektif imkansızlık denir. İfâ imkansızlığı sözleşme yapılmadan önce varsa ve bu olgu herkes bakımından aynı sonucu meydana getirmekte ise sözleşme geçersizdir

Davacı tarafça mahallinde keşif yapılması istenmediğinden ve dosya kapsamından da sözleşme dışı imalât yapıldığı anlaşılamadığından mahkemenin kanıtlanmayan fazla imalâta yönelik istemin reddi kararı yerinde ise de, davalı Birliğin gerek ….. Müdürlüğü’ne gönderdiği **** tarihli yazısında, gerekse mahkemeye gönderilen****tarihli cevabi yazının ekinde idare elemanlarınca düzenlenen ve Valilikçe onaylanan  tutanak içeriğinde davacının 83.900 metrelik stabilize yol çalışmasını tamamladığı ve **** tarihinde idareye teslim ettiği kabul edilmiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının .. metre yolun bedelini alamadığı ve bunun da teklif fiyatına göre 144.000,00 TL olup, ayrıca KDV’siyle ödenebileceği belirtildiği ve davacı da bu miktara itiraz etmediği

davacının ıslah dilekçesinde faiz isteminde bulunmadığı dikkate alınmadan ıslah edilen miktar için de faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, gerektiğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak sözleşme dışı yapılan kanal, kazan dairesi ve baca imalâtının yapıldığı yıl piyasa rayiç fiyatlarına göre bedelinin bilirkişi kurulundan ek rapor alınması suretiyle belirlemek, belirlenen bu iş bedelinin dava ve ıslah dilekçesindeki istemler dikkate alınarak karar vermek olmalıdır

Davacı tarafından yapılan ihale “ihtiyari ihale” niteliğinde olup, davacı 4734 Sayılı Kamu İhaleKanunu ile 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmesi Kanunu hükümlerine tâbi değildir. Kural olarak, ihtiyari ihalede ihaleden dönülmesi ve yazılı sözleşme yapılmaması sebebi ile “olumlu” zarar istenemez. Ancak, davalının kusurlu tutum ve davranışları yahut işlemleri sonucu yanlar arasında sözleşme kurulamamışsa, kurulmasına güvenilen sözleşmenin kurulamaması yüzünden uğradığı menfi zararı davacı davalıdan isteyebilir