Götürü bedelli işlerde, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin saptanması ya da iş sahibinin ödemesinin fazla olup olmadığının belirlenmesi için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerekmektedir. Alacak yargılama ile belirlenip likid sayılamayacağından icra inkâr tazminat talebinin reddine karar verilmesinden ibaret iken bu doğrultuda araştırma yapılmadan verilen karar hatalı olup hükmün davalı yararına bozulması

idarenin verdiği süre uzatımı nedeniyle işin yıllara sari olduğundan bahisle oluşan fiyat farkını istemektedir. Davacının bildirdiği 2 ve 3 numaralı hakedişlere, bu hak edişlerin ödeme tarihlerinden itibaren on gün içerisinde davalı idareye itiraz dilekçesi verilip verilmediğini araştırılıp, 1 ve 4 numaralı hak edişten yapılan kesinti yönünden ise davacı tarafça bu hakediş ihtirazi kayıtsız imzalandığının ortaya konulup bu hakedişten yapılan fiyat farkı kesintisi yönünden dava

Uyuşmazlık, iş bedelinden davalı tarafından yapılan yemek bedeli karşılığı kesinti ile davacının işin yapımı sırasında çalışılamayan günler nedeniyle uğradığı zararının varlığı konusundadır. kesin hesap düzenlenmiş, taraflarca itirazsız imzalanmıştır. Davalı, kesin hesaptan sonra tek taraflıdüzenlediği tutanak ile yemek bedeli adı altında davacının hakediş alacağından kesinti yapmış ise de bu tutanakta davacının imzası bulunmadığı gibi aralarında yazılı sözleşme olmadığından yemek bedelinden davacının sorumlu tutulacağı kanıtlanmış değildir. Kaldı ki kesin hakediş yapıldığı sırada taraflar yemek bedelini mahsup etmeden davacı alacağını belirleyerek imza altına almışlardır. Yine aynı biçimde davacı da tek taraflı düzenlediği “İbraname” başlıklı ve kesin hesaptan sonra belgeye dayanarak çalışılmayan dönem zararını istemekte haklı kabul edilemez. Zira kesin hesap yapılarak bunun dışında kalan hususlarda birbirlerini ibra ettikleri ortadadır. Bu nedenle hakediş bedelinden davacının ne miktar bakiye alacağı olduğunun belirlenmesi gerekir. Davada 109.000,00 TL ödeme kabul edilmiş ise de, dosyaya giren ödeme makbuzlarından 114.400,00 TL tutarında ödemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde 132.516,36 TL kesin hesap alacağından, 114.400,00 TL ödemenin mahsubu ile kalan 18.116,03 TL üzerinden itirazın iptâli ve takibin devamına karar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozulması uygun bulunmuştur

Davacı yüklenici şirket hakedişlerden tahsil etmediği alacakları olduğunu da iddia etmiştir. Dosyada bulunan ve itirazsız kesinleşen 8 adet hakedişten ödenmeyen iş bedeli varsa, davacı yüklenici şirket ödenmeyen hakediş bedellerinin tahsili isteminde haklıdır. Bu nedenlerle mahkemece yapılması gereken iş, gerekirse yerinde keşif yapılarak, konunun uzmanı inşaat mühendisi, makine mühendisi ve mali müşavirden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak, bilirkişi kurulu raporları arasındaki çelişkinin giderilmesinden, davacı yüklenici şirketin kesinleşen 8 adet hakediş nedeniyle ödenmeyen iş bedeli varsa miktarının açık şekilde belirlenmesinden, yukarıda açıklanan işlerin sözleşme dışı iş olarak kabul edilip, bunun dışında yüklenici tarafından yapılıp hakedişe girmeyen iş varsa bunların açık şekilde fazla iş sayılma nedenleri ile açıklanarak, fazla işlerin bedellerinin yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre hesaplanmasından, ödenmeyen hakedişlere girmeyen iş bedellerinin gösterilmesinden, sonucuna göre değerlendirme yapılıp hüküm oluşturulmasından ibarettir.

üçüncü bir teknik bilirkişi kurulundan sözleşme eki teknik şartnamede belirlenen ocak dışında daha yakın mesafeden taşınan kum ve çakıl miktarı nedeniyle ödenmesi gereken nakliye bedeli ile davacı idarenin ödediği nakliye bedelinin karşılaştırılması ve fazla ödeme iddiasının buna göre değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile sonuca gidilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.

 Altyapı inşaatları yapım işini üstlendiğini, düzenlenen 18 hakedişin taraflarca imzalandığını ve hakedişler uyarınca davalıya ödemeler yapıldığını, müfettiş raporu ile davalıya fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, müfettiş raporu doğrultusunda düzenlenen 19 nolu kesin hakedişe göre yüklenicinin 1.864.389,88 TL borçlu çıkartıldığını, bu nedenle eldeki davanın açıldığını belirtmiş, davalı yüklenici ise fazla ödeme iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yargılama sırasında iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alındığı, her iki heyetin de yaptıkları kesin hesap sonucunda yükleniciye fazla ödeme yapılmadığı kanaatini bildirdikleri anlaşılmıştır. Davacı idarenin fazla ödeme kalemlerinden birisi de kum-çakıl nakline ilişkindir. Müfettiş raporunda, ihaleden önce davalı yüklenicinin kum-çakıl alabileceği ocak olarak…belirlendiği, yükleniciye bu ocaktan malzeme aldığı gözetilerek hakedişlerle ödeme yapıldığı, ancak bu ocak dışında daha yakın ocakların olduğunun tespit edildiği, daha uzak ocak belirlenerek yüklenici lehine fazla nakliye bedeli ödenmesine sebebiyet verildiği belirtildiği gibi, yüklenicinin daha yakın ocaktan kum-çakıl almasına rağmen şartname ile belirlenen ….. Ocağı’ndan malzeme almış gibi göstererek de fazla ödemeye sebebiyet verildiği belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporları da gözetilerek yapılan yargılama sonunda, ….. Ocağı’nın ihaleden önce idare tarafından belirlendiği, firmaların buna göre teklif verdikleri, ihaleden sonra, belirlenen ocağın uzak olması nedeniyle daha yakın mesafedeki ocaklara göre nakliye bedelinin hesaplanmasının  sözleşme şartlarının tek taraflı olarak değiştirilmesi anlamına geleceğini, bu hususun sözleşme serbestisine aykırı olduğunu ve kabul edilemeyeceğini, ayrıca müfettiş raporunda yüklenicinin ..Ocağı’ndan malzeme almadığı halde buradan malzeme almış gibi göstererek fazla ödemeye sebebiyet verildiği belirtilmiş ise de bu hususun sadece tanık beyanları ile ispat edilemeyeceği belirterek müfettiş raporuna itibar edilmemesi görüşüne varılmıştır.raporun bölümünde daha yakın mesafelerden kum-çakıl taşındığı ileri sürüldüğü gibi raporun ilerleyen sayfalarında da buna dair ocak sahiplerinin beyanları dahil başka deliller de bulunduğu

ikmâl inşaatı yapım işinde **** yılı sonu itibariyle sözleşme fiyatları ile 8.738.750,32 TL harcama yapıldığını ve 12 adet ara hakediş ile yükleniciye ödemelerin yapıldığını, işin hesap kesme hakedişi itibariyla gerçekleşme oranının %80,18 olduğunu, işin tamamlanabilmesi için Bölge Müdürlüğü tarafından Genel Müdürlükten süre uzatımı ve sarilendirme izni alındığını, verilen süre uzatım oluru ile kalan iş miktarı da göz önüne alınarak 13.02.2013 tarihine kadar yükleniciye süre verildiğini, dava konusu alacağın kaynaklandığı ihale konusu işte ağırlıklı olarak önceki ihale kapsamında asfalt betonu binder tabakası seviyesinde tamamlanan yol kesimlerinde asfalt betonu aşınma tabakasının teşkili ile binder ve aşınma seviyesinde açılan yol kesimlerindeki üst yapı bozulmaları ile yolun genelinde mevcut olan ve özellikle de banketlerle yol kesinlerindeki üst yapı bozulmaları ile yolun genelinde mevcut olan ve özellikle de banketlerle yol şeridi arasında kalan ve yol boyu devam eden çizgisel çatlakların onarımının hedeflendiğini, yüklenici firmanın **** yılı sonundaki son hakedişi ihtirazı kayıt koymak suretiyle imzaladığını, davalı firmanın ”Fiyat farkı ödemeleri ve Revize iş programı hakkında” konulu itiraz yazısının bölge müdürlüğü tarafından itirazın uygun bulunmadığı ve hakediş ödemelerinde bir değişiklik olmayacağı şeklinde cevap verildiğini, davalı yüklenicinin itirazının bölge müdürlüğü tarafndan kabul görmemesi üzerinde davalı şirketin ”Fesih Bildirimi” konulu yazısı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğinin bildirildiğini bunun üzerine yükleniciye bölge müdürlüğü tarafından 4735 sayılı Kamu Sözleşmeleri Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca tek taraflı fesih kararını ileri sürülen sebeplerle alamayacağının bildirildiğinin daha sonra eksikliklerin giderilmemesi üzerine … tarafından söz konusu iş hakkında sözleşmenin feshedildiğini belirterek imzalanan yapım sözleşmesinin feshi nedeniyle kesin teminatın güncelleme bedeli olan 788.390,02 TL’nin sözleşmenin feshedildiği

yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Gerekçeli karar ile hüküm fıkrasının çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı yüklenici tarafından düzenlenen taşeron kesin hakedişinin doğru olduğu kabul edilmiş, alacak-borç hesabı hakedişteki veriler ve kesintiler denetlenmeksizin aynen alınmak suretiyle yapılmıştır. Oysa bu hakedişte yalnızca davalı şirket adına atılmış imzalar mevcut olup, davacı taşeron …’nin imzası bulunmamaktadır. Davalı yüklenici tarafından tektaraflı çıkarılan ve davacı taşeron imzasını içermeyen taşeron kesin hakedişinin kesinleştiği ve davacı taşeronu bağladığı kabul edilemeyeceğinden kesin hesabın sözü edilen hakediş dayanak alınarak değil, mahallinde keşif ve ölçüm yapılarak teknik bilirkişi aracılığıyla çıkarılması gerekir. O halde mahkemece işin uzmanı teknik bilirkişi marifeti ile mahallinde keşif yapılarak davacı tarafından yapılan işler ve metrajları belirlenmeli, sözleşme birim fiyatlarıyla değerlendirilerek yapılan tüm işin bedeli bulunmalı, davalı işin ayıplı olması nedeniyle iş bedelinden 1.670,00 TL kesinti yapılması gerektiğini savunduğundan bu savunma üzerinde durularak işin ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, ayıplar nedeniyle bir kesinti yapılması gerekip gerekmediği, yapılacaksa miktarı belirlenmeli, belirlenen miktar düşülerek davacının hakettiği iş bedeli kesin olarak saptanmalıdır.

raporda teklif tarihi itibariyle 53,00 TL/mt. olan ihzarat birim ….. fiyatına, teklif tarihi ile hakediş tarihi arasındaki fiyat farkı 4,18 TL eklenerek hakediş tarihindeki birim fiyat 57,18 TL/mt. olarak bulunmuş, hakediş tarihindeki ihzarat bedeli 9.215 mt. X 57,18 TL = 526.940,00 TL olarak hesaplanmış, bu miktar dikkate alınarak yapılan tasfiye kesin hesabı sonucu davacı 435.319,37 TL alacaklı bulunmuştur. Bu rapor sözleşme hükümlerine uygun olup, tarafların tüm itirazlarını karşıladığından ve Yargıtay denetimine elverişli bulunduğundan hükme dayanak yapılarak 435.319,37 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmelidir. Yeniden rapor alınmasına ve inceleme yapılması